Ana içeriğe atla

Evyah Bebeğim Tweetledi

Aguuu...
Mammaa...
Inngaa...



Bunlar ne böyle diye sorduğunuzu düşünüyorum.
Aslında tanıdıklar değil mi?
Bebeklerin çıkardığı sesler bunlar.
Ve belki de bazı bebeğin ilk tweeti, ilk yorumu da.

Sosyal paylaşım sitelerinde kendileri hariç çocukları için hesap açanlar az değil. Belli kesimi açıp bırakıyor. Bi fotografını koyuyor. Bir iki yorum o kadar.
Ama bilmediğim, bunu gayet ciddi bir şekilde yapanların da olduğuydu. Resmen bebekleri için sanal bir arşiv niteliğinde hazırlıyorlarmış hesaplarını.
Dünyanın birçok yerinden çok sayıda takipçileri, hayranları olanları bile varmış.

Yani düşünün. Sizin anne babanız sizin için taaa doğduğunuz ilk günden açmış bir face ve twitter hesabı. Sizi dünyaya meşhur etmiş. Büyüme sürecinizi ilk günden takip eden, tanımadığnız bissürü insan. Her halinizi biliyorlar desek yeridir. Gerçi bazısı abartmamış, belli kısma özelleştiriyormuş ama. Neyse siz büyüyorsunuz. Birgün karşınıza biri çıkıp sizi tanıdığını söylüyor. Bir bebek gibi seviyor sizi. Ne yaparsınız ?

İnternetteki bebek fotografları bu şekilde çoğalıyormuş demek. Çocuğunun resmini yayınlayan anne/babalar sayesinde.

Açılan ve paylaşılan her şeyin çocukları için ileri de unutulmaz bir anı olacağı konusunda hepsi hemfikir gibi.
Bilinçli olanlar olduğu kadar bilinçsiz olanların da olduğu bir gerçek.
Bebeğini şimdiden bir birey olarak görüp, paylaşımlarını ona yapanlar da var.
Bence de en doğrusu bu. İleri de o çocuğun, tüm bunlara güleceği düşünülemez. İçlerinden birine illaki keşke kimse görmeseydi, bilmeseydi diyecektik.
Bunu geçmişte, büyüklerimiz büyük aile toplantılarında yapardı. En meşhuru da " hadi göster" lafıdır.
Yada toplarlar küçüklük tüm resimleri, herkesciklere gösterirler. Çocuk bunların kiminden utanır. Öyle ya bu onun özelidir.

Şimdiki zamanda da  öyle düşünmeli. Üstelik net ortamında. Neyi, nasıl, kimlerle paylaşılacağı önem taşıyor. O geleceğin bir bireyi olacak sonuçta.

Sanal olmasından ziyade, kendi açımdan düşünürsem, çocuğum için tutabilirsem kanlı,canlı bir defter tutmak isterim. Ve bir albüm. Hatıralarını masabaşı yada dizüstü pc den değil de benim kendi el yazımla, özenle yazdığım o özel defterden okusun isterim. İleride sararmış, eskimiş fotografları olsun mesela.
Çok mu gerikafalı düşünüyorum acaba?
Belki çocuğum bir tweetim bile yok diyerekten naralar atacak  ilk cümlesinde...
Belli mi olur... (:

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…