Ana içeriğe atla

İkizlerin Aynı Kıyafet Çilesi


Minniminnacık, sevimli, şeker bir şey. Hemde iki tane birden. Ayırması güç. Çok benziyorlar birbirlerine. Ağlamaları bir, gülmeleri de.
Tüm bu benzerlikler yetmiyormuş gibi aynı kıyafetlere esir ediliyorlar. Sanki ayrı giyindirilseler kimse farketmeyecek ikiz olduklarını. Hadi belki bebişlerden farkedilmez. Ama büyüyünce belirgin benzerliklerle ikiz oldukları ortaya çıkar.
Ama yok yetmiyor anne-babaya. Bence özellikle de anneye. Ne alırsa iki tane alıyor. İkiz gibi giydiriyor demek doğru ama yanlış. Neden, aynı giyinmeye mecburlar mı?

Uzmanlar bile çocukların kişisel olarak gelişmesini etkiliyor diye aynı giyindirmeyin diyor. Çünkü sonuçta ikisi de iki farklı kişilik. İki farklı birey olacaklar. Her ne kadar ikiz olsalarda herşeyleri aynı olmayacak ki.

Yıkılması gereken bir gelenek gibi ikizleri ikiz gibi giydirmek.
Hatta isimleri bile benzer olmalı. Yoksa ikizliklerine zeval gelir Maazallah.

Benim ikizlerim olursa ne yaparım bilemiyorum. Aynı giydirmek konusunda değil. Farklı giydireceğim kesin bir şey. Ama o iki ufak minnacık bebeklere bakmak çok zor olmalı. İkisi birden ağlayacak, acıkacak... Oooo... Zor yani. Millete güllük gülistanlık tabi. Aman ne güzel ikizler demeyi bilirler. Çeken bilir demişler. Bende çok çektim ya konuşuyorum. :)

Velhasıl ikizler aynı giydirilmek zorunda mı ? Hayır...
Mühim olan ikizleri kıyafetlerine bakarak ikiz olduklarını anlamak değil. Asolan farklı giyim kuşam içindeki iki kişinin ikiz olduğunu anlamak.

Yanlış mıyım ?

Yorumlar

  1. Kesinlikle haklısınız efendim. İkizler ne düşünüyor bilmem ama ben olsam aynı giydirenlere kükrerdim :))

    YanıtlaSil
  2. :)
    Sonuna kadar arkanızda olurdum Efenim.
    Bizi bile ablamla ikiz sanıyorlar. Aynı giyinmesek de yani.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…