Ana içeriğe atla

İzlediğimiz Dizilerden Şikayetçiyiz

İzliyoruz evet. Ama şikayetçiyiz de. Var mı itirazı olan. Bu sonuç bir anketten çıkmış. Gerçi ankete luzüm mü vardı ki ? Biz hem söylenir hem yaparız işimizi. Hele ki fazla seçenek hakkımız yoksa.

Toplumun Kültür Politikaları ve Medyanın Kültürel Süreçlere Etki Algısı adlı kamu araştırmasının sonucunda Türkiye'de çoğunluğun medyaya güvenmediği, dizilerin gençleri olumsuz etkilediği ve Türk gelenek ve göreneklerini yansıtmadığı ortaya çıkmış.

Şöyle bir düşünürsek şuan yayındaki dizileri, hangisi doğru bir şey ki ?

Mesela fazlasıyla abartıldığını düşündüğüm Hayat Devam Ediyor adlı dizi. Reklamlarında çocuk yaşta evlendirilen kızlarımızı hedef aldılar. Tamda gündemde onlar varken. Ama dizide gözardı edilen nokta, 70 yaşında bir adamla evlendirilmeye zorlanan 15 (sanırım, galiba) yaşındaki kız, o yaşta evleneceğiz diye! sevgilisiyle birlikte oluyor. 15 yaşında zorla evlendirilmesi yanlış yaşı küçük diye, ama cinsel manada birliktelik yapmak için uygun bir yaşta öyle mi? İşte bu husus hiç üstüne durulmadan es geçirilmiş. Bu mu Türkiye gerçeği, doğudaki yaşam böyle mi? Doğuyu geçtim Türkiye'deki durum bu mu? Din, örf gelenekler mi bunlar. Madem bir takım gerçekleri göz önüne getirmek için dizi yapıyorsunuz. Bu hafife alınmayacak ayrıntıyı( ayrıntı çünkü gözönünde tutulmamış doğru dürüst) niye araya sıkıştırmışlar anlamadım.

Amerikan aile dizilerinde ( yine mi Amerika derseniz ama bi dinleyin) aileler çocuklarını evlilik öncesi ilişkilerden uzak tutarlar. Öyle yetiştirirler. Kaldı ki bu ayrıntı onlar için ne dinen, nede örf adettir. Ama topluma öyle yansıtılır Amerikan aileleri.
Biz de ise evlenmeden yapmayanlar duyulunca ağzımız açık kalınır ve alay edilir! Hatırlayın Aşk ve Ceza adlı dizi. Aile dizisi denen Çocuklar Duymasın adlı dizi de bile lafı geçiyorsa bu durumun diyecek söz yok.

Bu bakımdan gerçekten ailecek izlenecek bir aile dizimiz şuan maalesef yok. Varsa siz söyleyin..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…