Ana içeriğe atla

Bir Zamanlar Anadolu'da

Filmin adını ilk Türkiye için Oscar'da yarışacak filmler listesinde görmüştüm.
Sonrasında seçilen Bir Zamanlar Anadolu'da filmi oldu.
Yönetmeni Nuri Bilge Ceylan.
Açıkcası şimdiye kadar bir filmini bile izlemiş değilim. Ama başarılı olduğunu okuyorum.
Bir Zamanlar Anadolu'da filmini de izlemedim.

Filmden biraz bahsetmek gerekirse;
Yönetmeni, Nuri Bilge Ceylan.
Oyuncular, Muhammet Uzuner, Taner Birsel, Yılmaz Erdoğan, Ahmet Mümtaz Taylan, Ercan Kesal, Fırat Tanış, Erol Erarslan, Burhan Yıldız, Murat Kılıç ve Şafak Karali.
Senaryo, Ercan Kesal ve Nuri Bilge Ceylan ile Ebru Ceylan'a ait.

Bir zamanlar Anadolu'da filminin ödülleri de oldukça bol.
Gittiği her yerden ödülsüz dönmedi desek yeridir. Umalım ki Oscarda da birşeyler kapıp gelsin. 64.Cannes Film festivalinden Juri Büyük Ödülü'nü, SİYAD 'dan En iyi film, yönetmen, senaryo dahil olmak üzere 6 ödül almış.

Filmin eleştirileri genelde süresi ile ilgiliymiş. 157 dakika olan film, yinede izletiyormuş kendini. Hikaye uzun tutulmuş. Oyuncuların kabiliyetleri, yönetmenin becerisi ile ortaya uzun ama izlenesi bir film çıkmış.

Bu kadar ödül alıyorsa, Oscara aday seçilmişse, bir bilinen var ortada.
Velhasıl en kısa zamanda bir izlemeli Bir Zamanlar Anadolu'da filmini.
Ne dersiniz?

Yorumlar

  1. Oscar adaylığı kaçmış. Başka bahara artık...

    YanıtlaSil
  2. Filmi, senin burdaki yazınla tanımıştım. Daha önce bilmemem ve duymamam sanırım benim ayıbım. Öyle ki yazıyı okuyunca hiiiiç çaktırmadım bu durumu. (:

    Oscar'a aday olamadığına üzüldüm. Zira gerek yönetmeni gerekse de oyuncuları bunu hakediyordu. (Her ne kadar film hakkında çok bilgim olmasa da buna inanıyorum.)

    Eee şimdi mi aklına geldi yazmak diyeceksin ? Eski yazılarınıza tekrar bakınca denk geldim de yazıyım dedim Efenim. (:

    YanıtlaSil
  3. Olsun Efenim. ben bişey demem. (:
    Benden evvel izleme imkanınız olursa da yorumunuzu beklerim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…