Ana içeriğe atla

Hırsızın Böylesi

Yaşanmış bir hikayedir bu. Eskilerin deyimi “ taş uzaktan gelmez”i söyletiyor insana.
Evin anahtarlarının kaybolması ile başlar olay. Ev halkı yedeği olduğu için umursamaz. Günler sonra evde eksik birşeyler olduğunu farkederler. Evi iyice araştırdıklarınsa ise, evdeki altınların, paraların hepsinin yok olduğunu anlarlar.
Hırsız elinde anahtar olduğu için kapı zorlanmamıştı. Eşyaların yerini değiştirmemiş, odaları hiç dağıtmamıştı. O yüzden hemen anlamamışlardı. Ama evlerinde kamera sistemi vardı. Hırsız işte bunu atlamıştı. Ama işte, kamerada o hırsızı görünce keşke atlamasaydı dedirti Onlara. Çünkü eve giren hırsız yabancı biri değildi. Çok yakın bir akraba idi. Neredeyse hergün görüştükleri biriydi.
İşte bu sebeple sustular. O çok yakın akrabaya “hırsız” damgasını vuramadılar. Yüzüne söylemediler. Çocukları vardı, polise vermeye acıdılar. Yine yüzyüze bakıyorlardı. Hırsızlığı yapanda yüzyüzce bakabiliyordu yine yüzlerine. Çaldıkları ile evini baştan düzmüştü. Ailesine de parayı annesinden aldığı yalanını söylemişti.
Bu hikayeyi dinleyince keşke polise verseydiler diyorsunuz. Böylesi bir olayda nasıl sessiz kalınır diyorsunuz. Bende öyle dedim. Ama çok yakın akraba diyorlar, yapamadık, yüzüne söyleyemedik diyorlar.
Böylesi bir hırsızlık, böylesi bir hırsız. Yüzsüz, arsız bir akraba. Yüzüne bakıyor da utanmıyor. Evine geliyor hala. Yok, olmaz böyle şey diyorsun da, oluyor işte.

Yorumlar

  1. Bence susmamaları lazım hırsızlık zaten en beter şeylerden biri bir de bunun üstüne bu kadar yakın ve hala görüşülen biri .. İnsanın aklı almıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birde hastalıklı dedi anlatan kişi. Halivakti yerindeymiş. Hiç ihtiyacı yokmuş. Bu olaydan önce mi sonra bilmiyorum ama, aynı kişinin marketten küçük şeyler çaldığını bile görmüş.
      Dedim böylesi hastalık mı olur? Eğiyor boynunu, napalım. Çocuklarına eşine acımışlar.

      Sil
    2. Esas çocukları eşi için söylemeliler onlardan habersiz haram giriyor evlerine . Yazık yaa

      Sil
    3. Nasıl söylenmez, nasıl sustunuz... tek cevab alıyorsun: çok yakın akraba..

      Sil
    4. Çok yakın akraba da olsa bu tür bir davranış (O yakın akraba ev sahiplerini pek yakın görmüyormuş ki evlerinden birikimlerini çalabilmiş)susulursa devam edecektir. Kleptoman ise eğer mutlaka tedavi edilmeli

      Sil
    5. Evet, sen haksızlığa uğramışsın, hala akrabamdır diyorsun, o kişi ise akrabamdır demiyor seni soyuyor işte.
      Aslında bana sorsanız sadece "hırsız".

      Sil
  2. Susma, sustukça, sıra sana gelecek! diyorum başka da bir şey demiyorum. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))))
      Koptum Güven bu yorumuna .. Sen çok yaşa emi !!!!

      Sil
    2. Olayın üstünden 10 sene geçmiş üstelik.
      Laf açıldı da anlattı vatandaş. Hatta kim olduğunu ısrar üzerine söyledi. Ben açıklamıyım dedim. (:

      Sil
    3. Aman bizden uzak allah'a yakın olsunlar... :)

      Sil
  3. Bizim apartmanda da bir komşumuzun kleptomani olduğunu duymuştum. Hatta kadının eşi hakim , kızı doktor olmasına rağmen , çekinmeden ve gocunmadan her gittikleri yerden dönüşte ( eşi ve kızı ) kadının çantasını kontrol ediyorlarmış.. Etraflarında yaşayan herkese de söylemişler. Sonuçta bu ruhsal bir rahatsızlık.
    Ama kırmamak adına birşeyleri ört bas etmek yanlış bence.. Umarım doğru bir dille dile getirirler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunca zaman susulmuş, şimdi hiç konuşmazlar.
      Dediğim gibi, böylesi bir hırsızlığı yapana ben sadece "hırsız" derim.

      Sil
  4. bence uygun bir dille söylemeli kalp kırmadan..sessiz kalmamalı..en azından durumu öğrendiklerini az biraz karşı tarafa hissettirmek lazım..çünkü aynı şeyi bir başkasına da yapabilir çünkü ve bu sefer bir başkasının tepkisi böyle olmayabilir..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başkası değil, yine hırsızın eşi ve çocukları düşünülmüş yine. Neden? Akraba çünkü..
      Haklısınız. Başkası dinlemez ki, yok çocuğu varmış yok eşi küt gidermiş falan.

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. İnsan bir yandan da kızıyor. Hemde susana, hem susturana..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…