Ana içeriğe atla

Alışıyordum, Az Kaldı...


Yazı nasıl yazılıyordu? Unuttum yahu.. Nicedir yazmıyorum. O ufak tefek paylaşımları saymıyorum. Düşünüyorum ne yazacağım, nasıl yazacağım falan diye, ciddi ciddi.
Sağolsun Beyaz Sayfa, Kpss sınavımın nasıl geçtiğini sormuş.

Ne desem yalan olur. Öyle ahımşahım geçmedi. Diğer ikisiyle aynı oranda idi diyebilirim. Soruların cevapları yayınlandı mı hiç bakmadım. Bir yanım aman boşver diyor, bir yanım hadi bak, bak diyor. Ama bakma diyene yakınım şuan.
Çalışmaya çalışmayı öyle içime sindirmişim ki, sınav sonrası, boş kalınca kendime “niye ders çalışmıyorsun sen..” derken buldum, bazı bazı. Ablam ise bu durumumla resmen dalga geçti. Zira bilindiği üzre ben, çalışmaya bir ay kala başladım. Ablamda o his içinde altı ay öncede olaydı iyiydi diyor. Ee haklı ne diyeyim yani şimdi.
Sınav için iki araba değiştirdim. Ösym lütfetmiş, taa uzak diyarlara vermiş beni. Ama Allahtan varolan bir yere vermiş. Zira akşam haberlerde sınav yeri olarak yıkık bir okulla karşılaşanlar çıkmış.
Ayrıca arkadaşımla da konuşunca, onun okulundaki uygulama ile benimki arasında bazı farklar tesbit ettim.
Mesela, ben bizzat kendi sınav salonumda su şişelerinin markalarının üstünde olduğunu gördüm. Ablamda kapıda onları sokmuyorlardı dedi ama onlar nasıl girmiş bilmiyorum. Aslında girenler kızdı, belli ki bayan memur pek ilgili olmamış. Birde kentkartları bile almamışlar. Ki benim salonumda onunla girende vardı. Arkadaşa diyorum da şaşırıyor. Nasıl oluyor böyle diye. Onları mübarek askeriyeye girer gibi aramışlar. Toplu iğnelere bile izin vermemişler. Bu durumdan çıkacak sonuç, herşey kapıdaki memura bakar arkidaş.. oluyor.
Çıkışta ise arabaya binmek tam eziyet desek yeri idi. Kilometreye varan bir kuyruk vardı, araba kuyruğunda. İlkten beklemeyi seçtik. Nasılsa acelemiz yok idi. Arabalar doluyor. Sonra muavin görevi gören kişi bağırıyordu: “ ayakta gitmek isteyen.. yok mu.. gelsin..” Bizde baktık böyle olmayacak. Ayakta gitme kontejanını kullanıp, bindik arabaya. O kuyruk kaça kadar sürdü bilmiyorum. Bi orda değil, arkadaşın ordada öyle imiş. Ama arada bi fark var. Bizimki tek araba seçenekliydi, onların orada seçenek boldu. Ama durum aynı idi, kuyruk bakımından. Sınav günleri otobüscüler karlı çıkıyor zaten. Başka kimse değil.
Sınav sonrası ve ertesi günü baya gezdim. Öyle ki bi ara ayaklarıma kramp bile girdi. Ve çok uzun geldi bana bu ara. Yani şu iki günlük haftasonu. Nedense anlamadım. Sabah, böyle sanki bayadır işe gitmiyormuş gibiydim. Özlemiş gibi değil ama. Nesini özleyeyim ki. Pehh..
Neyse işte, böyle bi giriş olsun, merhaba olsun bu yazıda.
İleride, kendimi toplarım. Yine döktürürüm -koca dil çıkarı- :D

Yorumlar

  1. :):):) Evet bugün bende bir kaç arkadaşımdan duydum..Kızların burunlarındaki hızmaları çıkartmışlar be yaa:) canları acımış..Aslında kötü bir durum ama ilk duyduğumda komik geldi..Oha falan diyesim geldi..Yani ne olcak o hızmadan yahu ..İlginç..Çipp falanmı takcaklar oraya eni sonu? :):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, haberlerde bende gördüm. Sanırım tek kusuru metal olması. :D
      Ee memur olunca çıkacak zati, şimdiden çıksın. :p :D
      Kötü birşey yaa..

      Sil
  2. neyse hadi geçmiş olsun.

    çok şirin o foto çok.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Evet geçti gitti, şükür. :)

      Evet çok şeker. Tıpkı ben.. :p :D

      Sil
    2. öledir tebi ne var yani.
      :)

      Sil
    3. :) Yani, neyim eksikmiş. fazladan yaşım bile var. :)

      Sil
  3. umarım istediğin gibi bi sonuç alırsın. hoşgeldin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, İnşaallah İnşaallah. :)

      Sil
  4. Geçmiş olsun; sonuçlar da iyi olursa tam geçmiş olcak inşallah.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşaallah. Soruların cevaplarına bakmama kararı aldım. Şimdiden moral bozmaya gerek yok. :D
      Teşekkürler. :)

      Sil
    2. Bence de; benim kararımda o yönde :D

      Sil
    3. :D En iyisi. Nihayetinde değiştiremeyeceğiz sonucu.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…