Ana içeriğe atla

Lunapark Günleri.


En son ne zaman gittiğimi hatırlamıyorum. Çok uzun zaman oldu. O dönme dolabın bendeki yeri ayrıdır. Her gittiğimizde illa ki binerdik.

Biz dört kız kardeş, babamızı ikna eder, mutlaka her yaz gitmeye çalışırdık lunaparka. Babam önde, elleri arkada gider, biz arkada. Tıpkı ördek ailesi gibi. Ama bugün düşünürken, babamın neden elimizi tutmadığını düşündüm. Ve şuan cevabını buldum. Adamın sadece iki eli vardı. Biz ise dört kişi idik.

Bir keresinde, babam eve parmağı sarılı gelmişti. Odun keserken tırnağını yaralamış. Ama biz buna aldırmadan, onun bizi fuara götürmesini istiyorduk. Birlik olmuş yine ikna etmiştik.

Her gittiğimizde dönme dolaba binmek ilk yapılan eylem idi. Binmezsek hatrı bile kalabilirdi belki de. Ama ahtapota binmemiz yasak idi. Ve benzeri tehlikeli sayılan oyuncaklara.

Balerine binmemize izin vardı birde. Bir kere binmiştim. Onda da neden bilmem midem bulanmış ve hiç zevk almamıştım.

Bir kerede çarpışan otolara binmiştim abim ile. Herkesin çılgınca eğlendiği anda, ben hiç eğlenmiyordum. Dahası acı çekiyordum. Kafam arkaya vuruyordu, her çarpışmada. Adeta nefret etmiştim. Bitsin diye dualar ediyordum. Şimdi binsem aynı acıyı çekmem herhalde. Ama hiç eğlenceli görünmüyor hala bana.

Şimdi büyüdük. Dördümüzün ikisi evli, çocuk sahibi. Gidiyorlarsa da kendileri ailecek gidiyordur. Babam artık yaşlı ve hasta. Gideceksek de kendimiz gideceğiz. Ama hiç canım çekmiyor.

Ve belirteyim fuar akşamları eğlencelidir. Biz hep akşam giderdik. Dönüşte, babamı kandırır, dondurma aldırırdık.

Bu arada annem neredeydi diye soracak olursanız, evi bekliyor olurdu.
 

Yorumlar

  1. şimdi benim de aklıma çok şey geldi; biraz efkarlı biraz komik :))

    YanıtlaSil
  2. İnsan hayatının en eğlenceli günleri,
    gelmiş... geçmiş... bitmiş...

    Çocuk olmak ne zor derdi ananem
    haklıymış :(

    YanıtlaSil
  3. Uff evet, yıllar oldu lunaparka gitmeyeli. Havalar ısınınca yapmalı, hatırlattığın iyi oldu ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel birşeye oldum o halde. :) Pek bir sevindim.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…