Ana içeriğe atla

Paranoyaklık mı Manyaklık mı?


Özetle manyaklık aslında. Ama kendime torpil geçip, direk manyaklık yazmadım. İtiraf ediyorum. Hadi sevin beni. Ben kendimi seviyorum. Mu acaba?..
Neyse mevzumuz o değil.
Mevzu  benim zihnimdeki manyakça düşünceler. Bunlara sebep de televizyon diyorum. Yani en son orda gördüğüm filmden sonra fena etkilendim. Yok böyle bir şey.
Düş Kapanı idi filmin adı. Ve direk söylemeliyim ki, filmin ilk sahneleri ile sonrasında gelişen olaylar arasında bir bağlantı kuramadım ben. İzlemiş ve kurmuş olan varsa söylesin. Hoş, filmin hepsini izlemedik biz.
Lafı uzattım yine. Filmde uzaylılar vardı. Adamın içinden çıktılar. Ama nasıl çıktılar, bir sorsanıza? Tuvalette çıktılar. Klozetin içindeydi yaratık. Buradan da nasıl çıktığına cevap buluyoruz. Öncesinde adamda fena gaz sorunu vardı. Midesi şişti. Zaten beni benden alan kısmı da o mide ile alakalı. O gece mide sorunu yaşadım. Resmen içimde o uzaylı yaratıktan var ama çıkmıyor arkadaş. Çıkamıyor. Öyle bir canım yanıyor. Sancım var. Ama tuvalette içimden cidden yaratık çıkacak sandım yani. Bir an o korkuyu yaşadım. İşte manyaklıkta ordan geliyor zaten. Boşuna demiyoruz herhalde. Sonra Allah'tan geçti.
Bir de Son Durak filmini bilenler bilir. O filmlerde insanlar olmadık zamanlarda, en olmadık ve beklenmedik şekilde can veriyorlar. Bendeki bu manyaklıklar o filmden sonra resmen tavan yaptı.
Mesela yeğenim var benim biliyorsunuz. Hemi de 3 tane. En küçüğü daha 1.5 yaşında. Elindeki tahta kaşığın bir şekilde yüzüne gözüne dalacağını düşünürum. Sadece o mu? Tüm oyuncakların. 
Koltuğun üstüne çıktı mı benimde tansiyonum çıkar. Ah düştü, düşecek... aman.. gözümü bir an üzerinden alamam. Alırsam bir şey olacak düşüncesine kapılıyorum. Halbuki evde başka insanlarda var. Ve düşse en fazla kafasını acıtır. Bu telaş niye, anlamıyorum. Bazen çekyatın kenarından aşağı bakıyor. Eyvah diyorum, düşecek de boynunu kıracak. Evlerden ırak. 
Evde prizle oynama meraklısı. Çanta meraklısı. Görüyor bizde, o da boynuna asmaya çalışıyor. Hemen alıyorum. Boynuna dolanacak, nefessiz kalacak diye. Hayır yani, o hale gelenekadar bizim aklımız nereye kaçmış olacak değil mi?

Böyle herşeyin en kötüsünü düşünüyorum. Bu sebeple aslında çocuk mevzusunda robot çocuk istediğimi hissediyorum. Ne dersem onu yapsın. Dur deyince dursun, otur deyince otursun mesela. Hoş olmaz mı? yoksa ben o çocuğu dört duvarın içinde perişan halde büyütürüm gibime geliyor. Ama sadece dört duvar var olacak, dikkatinizi çekerim.
Manyaklıklarıma dönecek olursak, geçen gece bu yüzden uykum kaçtı. Bir ses duydum. Biri içeri girmiş diye korkuya kapıldım. Öyle korkuyorum ki, içimden dualar okuyorum. Aklıma ne gelirse. Ardıma dönmeye korktum bir an. Sonra okuya okuya, düşüne düşüne kendimi rahatlattım. Uyudum gitti. 

Mesela manyakça düşüncelerim de hep kötü olanlar yok, iyileri de var. Örneğin birilerinin beni deli gibi sevdiğini düşünüyorum. Burada biri, herhangi biri. Yanlış olmasın. Hani nette vardır, görmüşsünüzdür. Dünyada her insanı seven, bir kişi illa ki vardır diye. Hehh işte ondan. Ona fena inanırım ben. Saatime bakarım, üstüste görünce sevindirik olurum, falan filan.  Filmlerdeki gibi bir aşk yaşayacağımı düşünürüm mesela. Düşünürüm de düşünürüm işte. 
Özetle diyorum ki; bana biri televizyonu yasaklasın arkadaş...

Yorumlar

  1. Estağfurullah Uyuşuk Hayalperest, bu anlattıklarınız olağan şeyler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diğerleri tamam da, o canavar korkumla kendimi resmen aştığımı düşünüyorum ama. :) :)
      Teşekkür ederim. Eksik olmayın. Kendime manyak demek iyi geliyor. Akıllı yönlerimi düşündürtüyor. :D

      Sil
  2. Canımcım bende de bazen hatta 24 saatin uyumadığım kısmında genelde manyakça düşünceler mevcuttur.Koyverdim gitti valla.Bu düşüncelerle de mutluyum galiba ben:))))
    Manyakmıyım? neyim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen bende mutlu oluyorum. :D Tabi korkulu değilse..
      :) :)

      Sil
  3. Üzgünüm ama öyle bir çocuk modeli yok:)))
    Kötü düşünceler zaman zaman bana da gelir. Zamanında çok korku filmi izledim, hem de deli gibi. Videoların evlere ilk girdiği dönemlerde, Beta, VHS kasetler falan:)
    Çocukları rahat büyütüyorum ama. Aman düşerler, aman terlerler, aman hasta olurlar, oraya göndermeyeyim, öyle olur böyle olur...gibi düşünceleri kovalıyorum. Bunun sonu yok çünkü. Hem çocuğu çok güvensiz bir ortam hissine alıştırmak istemem, hem de kendine güvenmeyen çocuk istemem:)
    Robot çocuk fikrinden vazgeç bence:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) :) Acı gerçeklerle yüzleşin diyorsunuz yani.
      Evet sonu yok. Allah ilerde, kısmet olursa yardımcım olsun, ne diyeyim. Üçününde teyzeleri olarak bi kere bile altlarını değiştirmedim. Yeni doğmuş halleri ile kucağıma bile almadım. :D

      Sil
  4. şimdi o uzaylı klozetteydi, adamın karnında şiş vardı. hmmm, ben bulamadım nasıl çıktıklarını :))))

    o son durak çok eğlenceli film ya, serinin tamamını izledim, yenisi çekilmeyecekmiş, keşke çekilse..

    YanıtlaSil
  5. ben bi hannabel' ın masa başı sahnesinde baya perişan olmuştum. adamın kafatasını açıp, beyinden bi tutamı hemen yandaki ocakta pişirip yediği sahne; mide bulanması değil, bildiğin mide ağrsıydı yaşadığım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar okudum da, yanlış mı anlatmışım ki. :) Öncesinde gazı vardı adamın. Sonra tuvalete gidiyor, yaratık klozette işte. Adamda üstünde oturmuş vaziyette ölmüş idi. O ayrıntıya girmedim.
      Evet komik ve iğrenç. :D Ölümleri fazla iğrençleştiriyorlar.
      Hannabel'in o sahnesini izledim. Hiç de etkilenmemiştim ama. :) Severdim o adamı. Temiz iş yapardı. :)

      Sil
    2. yav anladım, geyik yapıyorum :)

      Sil
  6. Yüksek sesle gülersem ayıp olmaz dimi :D

    YanıtlaSil
  7. o düş kapanı filmi bana çok saçma gelmişti, ben de anlayamadım mevzuyu tam olarak :) bu filmlerden etkilenme bayanlarda oluyor genellikle galiba :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Hımm.. Olabilir.. Ama sizden de etkilenen yok değil.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…