Ana içeriğe atla

Karne Heyecanı

Bugün karne günü. Heyecanlar dorukta. Çocukların bu heyecanına katılan velilerde az değiller.
Benim karne günlerim geldi aklıma. Çok da heyecanlı olduğumu hiç anımsamıyorum. Ne de olsa karnemde süpriz birşey olmazdı. Hepsi 5 (beş) olurdu da söylemesi ayıp olmasın. İlkokulda tabi. Ortaokulda öyle diyebilirim. Belki arada 4'ler çıkmıştır. Yada bir tanecik 3. Liseye kadar böyle gitti. Çalışkan bir öğrenciydim dememe luzüm kalmadı herhalde.
Etkinliklere katılırdım. Bayramlarda seyranlarda şiirler okurdum. Şimdi olsa okumayazdım herhalde. Çocukluk işte. Bir de teşfik eden olunca insan yapıyormuş demek ki. Yada küçükken kendime güvenim daha mı fazla imiş ne?
İlkokul mezuniyet programında sahneye bile çıktım. Derler ya hiç sahne tozu yuttun mu diye? Evet ben yuttum o tozu.  Gerçi o sahne heyecanından çok aklımda o gün için kalan elbisemle alakalı yapılan şakalardı. Hainler.

Ben ilkokulu iki ayrı okulda okudum. Tüm bu anlattıklarımı da 4 ve 5. sınıfa giderken yaşadım. Okulumuz sosyal aktivitelere önem veren bir okuldu. Basket takımı vardı. Biz o maçlara giderdik okulca. Okula tiyatro bile gelmiş ve ben ilk tiyatromu bu sayede izlemiş oldum. 23 Nisanlarda özel etkinliklerimiz olurdu. Bando takımımız gibi.

Bu okul Huriye Pak İlköğretim Okulu.
Bu okulda ayrıca çok değerli bir de öğretmen kazandım ben. Bize öğrettikleri değerli bilgiler hayatımın büyük bir kısmında bana rehber olmuştur.

Okul seçerken bu sebeple özenli olmak gerekiyor. Her ne kadar şu an sistem değişmiş olsa da. Sizin çocuğunuzun okulu oturduğunuz yere göre belirlendiği için bu deteyı ev alırken yada kiralarken göz önünde tutmak gerek diye düşünüyorum.

Bir de lise tarafı var. Lise başkadır karne günlerinde. Alınan karne de başka değer taşır. Hem çocuk hem ailesi için. Eğitime önem veren aileler için en azından. Üniversite için basamak ve hazırlık sürecidir lise.
Şahsen lisede de çalışkanlığımı sürdüren bir öğrenciydim. Öğrencinin başarısı öğretmenin başarısı ile orantılıdır. Çocuk her ne kadar çalışkan ve zeki olsa da karşısında ona hiçbirşey öğretmeyi beceremeyen bir öğretmeni varsa kazanacağı şey de olmaz.

Lise de benimde karşıma böyle biri çıktı. Öğretmen demek  inanın hiç içimden gelmiyor ona. Zira onun için birşeyler öğretmek lazımdır. Bizse ondan sadece kopya çekmeyi öğrendik sağolsun. Okul hayatımın ilklerini yaşattı bana. İlk kopyalar ve notlarıma ve karneme gelen ilk ve tek 1(bir) notu.
O karnemi ağlayarak parçalamıştım okulda. Ailem birşey dememişti karnemin yokluğuna. İkinci dönem o notu 2 yapmıştı sağolsun. Beni matematikten soğutan kişidir aynı zamanda.
Ama tuttum muhasebe okudum o ayrı.

Şimdi yeğenim var. O da bu sene 3.kez karne heyecanı yaşayacak. 3. sınıfa geçecek. Hediye almak lazım şimdi. ne yapalım alıştıkdık artık çocuğu. Kurban olsun ona teyzesi. Her ne kadar sert bir teyze olsam da.
Zaman ne çabuk geçiyor. Onlar büyüyor biz yaşlanıyoruz.
Bakalım ben kendi çocuğumun karne heyecanına ortak olacak mıyım? Kısmet...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…