Ana içeriğe atla

Küçüğüm

Küçüğüm daha çok küçüğüm... Diyor ya Sezen şarkısında bende sizlere küçüklüğümden bahsedeceğim. Yaptıklarımdan, bana yapılanlardan ve de yapamadıklarımdan...


Doğum gününden başlıyım. O gün kimse göbeğimi kesmemiş. Öylece göbek bağımla kalmışım.

Yattığımız odada yatak cam kenarındaydı. Ben her yattığımda camda gölgeden bir süret görürdüm. Korktuğumu sanmayın. Bakarak uyurdum o sürete.

Bahçemizde kavun, karpuz yeşerirdi. Daha minnacıcıkken koparırdık onları. Hiç büyüdüklerini hatırlamam.

Birgün elimi kestim. Nasıl kestiğim hakkında bir bilgi yok zihnimde. Annem yok evde. Pamuk bulmuşum ablamla iple bağlamışım parmağıma. Annemi arıyoruz. Şimdi o parmağımda derin bir iz var. Tırnağım bir değişik. İze bakarsam parmağımın kopmamış olması mucize gibi.

Yaralandığım başka birgün ise yalnız değilim. Yatağımız cam kenarı demiştim ya. Camın kenarına yastıklar dizili olurdu. Ablamla oturmuşuz. Kendimi arkaya doğru yastıklara bırakıyorum. Ablam şaka olsun diye yastığı çekiyor. Bende o sırada en hızlı inişimi yapıyorum ve küt diye kafam duvara. Hemde köşesine. bayılma falan yok ama kanama oldu. Fena bir vuruştu.

Gittiğimiz ilk ve tek denizli tatil. Yürüyorum kenarda. Ayağıma denizin suları çarpıyor ve küt diye yerde. Nedenini hala anlamış değilim.

Küçük bir örme kutunun içine yumurtayı koydum ve civciv çıkacak diye bekliyorum. Hatta sıcak olması gerek diye cam kenarına koyuyorum. Uzun bir zaman bekliyorum. Çıkmıyor. Sonra atmaya karar veriyorum. Atıp kırıldığında çok pis bir koku yayılmıştı. Ziyan ettim yumurtayı.

Evimizin az ilerisi bayırdı. Tekerlekli kaykayla o bayırdan aşağı inerdik. Birgün indikten sonra farkettim ki eteğim yandan dikişlerinden ayrılmış. Şimdi düşünüyorum da nasıl cesaret ediyormuşum bilmem. Bugün olsa asla yapamam.

Okulda ilk dedikodumu yaptım ve hemen peşine yüzüme vuruldu. İsimlerini söylemiyim iki arkadaş için birbirlerini seviyorlar demiştim. O dediğim kişide bunlara yetiştiriyor. Onlarda gelip bana öyle birşey olmadığını, niye öyle şeyler söylediğimi sordular. Tam olarak aklımda değilse de o anki utanmamı hiç unutmadım.

Arkadaşımla bir toprak yığınınız üstündeyiz. Sonra arkadaşa hadi inek diyorum inelim manasında. O da inek geliyor anlamış. Hani nerde inek diye bir korktu bir telaşlandı. Ben ne olduğunu anlamaya çalışıyorum o korkarken.

Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Bunlar daha ilkokul 2 ve öncesine ait hikayeler.
Yine görüşmek üzere...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…