Ana içeriğe atla

Çağrı Merkezlerinin Yan Etkileri

Teknoloji ilerliyor ama biz vatandaşların çilesi bitmiyor. Herşey elektronik ortamda nerdeyse. Bir canlı insana derdini anlatmak demek işin yarısı bitti demek.
Çünkü karşımıza hep mekanik insan sesi çıkıyor. Ne sabrı var nede insan halinden anlıyor. Bi saniye geç kal bir tuşa basmak için hoppp geri baştan işlemi tekrarla.
Ve aralarda dinletilen müzikler.



İngiltere yine bir araştırma yapmış. Bu araştırmaya göre çağrı merkezlerinde beklemek insanın ömrünü yiyip bitiriyormuş. Sinir, stres ve başağrısı yaptığı kanıtlanmış bu araştırma neticesinde.
Ee bunlarında yaşamı uzatmadığı malum.

Banka kartınızın şifresini mi unuttunuz ? Gitti sizin yarı ömür. Aman unutmayın.
Uzun yaşamak istiyorsak çağrı merkezlerinden uzak durmak en iyisi. Ama bu devirde bu mümkün görünmüyor o ayrı.
Sözüm ona Vodafone ses tanıyan sistem çıkarmış. Bilemiyorum ne kadar güvenli bu sistem. Mesela adamı kaçırdılar. Silah zoruyla adamı arattırdılar. Ne malum. Olmayacak şey değil bence.

Kartın var derdin var. Teknolojin var derdin var. Yok yine derdin var.
Tıpkı para gibi. Ne onunla ne de onsuz olmuyor. Tabi bunun tersini ispatlamaya kararlı birileri çıkmıyor değil. Mesela Almanya'da bir kadın almış eline bavulunu, seyyar yaşamaya başlamış. Tek kuruş harcamadan. Değiş- tokuş yoluyla ihtiyacını alıyor, kaldığı yerlerde temizlik işleri, yemek yaparak ücretini karşılıyormuş. Ne derdi varmış ne de tasası.
Bizde mi öyle yapsak ne? Kaplumbağa gibi.

Hayatımız değişiyor doğru. Hergün yeni yeni teknolojilerle karşılaşıyoruz.
Ama şu bir gerçek:
Değişen hayatımızda alacağımız nefes sayısı hiç değişmiyor. Öyle ya da böyle. Paralı yada pulsuz, ister mağarada yaşayın ister bir villada. Değişen sadece hayat. O kadar...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…