Ana içeriğe atla

Doğru Bilinen Yanlışlar

Size doğru bildiğimiz yanlışlardan bahsetmek istiyorum.
Eminim herkes ömüründe bir kez bile olsa kan aldırmıştır. Tahlil için yada başka nedenle. Zira zaten son yıllarda doktora ne sebeple giderseniz gidin, mutlaka tahlil ister oldular.
Kan verirken, damar kolay bulunsun diyerekten elimizi yumruk yapmamız istenir.
Ama İngiltere'de son yapılan araştırma bunun yanlış bir davranış olduğunu göstermiş.
Yumruk yapılarak damarın belirleşmesi sağlanıyor ama kan içindeki potasyum düzeyini arttırarak tahlil sonucunu etkileyecek hale geliyormuş.
Bunu bizden doktorlar bile ister. Ama gelin görün ki ne kadar yanlış bir uygulama imiş.
Bundan böyle kan verirken elimizi yumruk yapmaya son.

Çok sık yapılan diğer bir uygulama ise tansiyon ölçülürken yapılıyormuş.
Dr. Gürkan Kubilay, tansiyon aletinin açıkça kalması gerektiğini belirtiyor. Hani kola sarılan parçasının içine koyulur ya hep. Öyle yapmak yanlışmış. Üstelik tansiyonun doğru sonucu ilkinde değil, ikincisinde belli oluyormuş.
Bunu da hep yanlış yapıyoruz.

Bir diğer yaptığımız yanlış şey boş dondurma, yoğurt yada pet şişelerle ilgili.
Boşalan dondurma yada yoğurt kapları genelde evin hanımları tarafından atılmaz. Saklama kabı olarak yıkanıp kullanmaya hazır bekletilir.
Ama onların üzerindeki son kullanma tarihi, sadece içindeki ürün için değil kapları içinde geçerliymiş.
Kullanmak kansere davetiye çıkarıyormuş.
Aldığımız ve bittiğinde yine su doldurarak içtiğimiz pet şişeler içinde aynı şey geçerli.

Plastiklerin zararı açık. Ama bizler plastik ürünler kullanmaktan vazgeçmiyoruz.

Kimbilir daha doğru diye bildiğimiz kaç yanlışımız var.
İyi hala hayattayız...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…