Ana içeriğe atla

Pardon.. Telefon Çalıyor..


Bazıları lütfedip bunu söylüyorlar sağolsunlar.

pardon..” diyor, telefonuna cevap veriyor. Başlıyor muhabbete. Sende kimsin ki o an. Unutuldun bile, bilmiş ol. Zira telefondaki şahsımuhterem senden daha önemli, senden daha iyi muhabbeti var şuan, ve en acı olay ki, belki de senden çok seviliyor.

Sinir olduğum bir nokta. Konuşuyorsun biri ile. Pat çalıyor telefon. Açılıveriyor hemen, lafın içine -en masumane olarak- limon sıkaraktan.

Hadi bunu arkadaş ortamında yapanları, karşısındaki bir nebze hoş görebilir. Ama bunu, seninle konuşmaya gelmiş olan vatandaşa yapan bazı çalışanlarda var.

Zırttt.. telefon çaldı, açıyor telefonu başlıyor onunla konuşmaya. Bazen laf ağzının içinde kalıyor. Ağzın açık kalıyor, yutkunuyorsun. Ama kimin umrundaki...

Hıncal Uluç'un bir yazısını okumuştum. Orda Elizabeth Taylor'dan bahsediyordu. O güzel gözlü bayan, biri ile konuşurken hiç telefonuna bakmazmış. O muhabbeti hiç bozmazmış. Birgün bir ropörtaj sırasında yine çalıyormuş telefonu, açmıyormuş. Gazeteci dayanamayıp sorunca, neden açmadığını şöyle açıklıyor Liz;
"önemliyse beni nasılsa bulur, merak etme.."

İşte böylesi olmak lazım. Böyle olması lazım. Halbuki biz, sinemada, tiyatroda bile utanmadan açıp konuşuyoruz telefonla. Sanki emrine girmiş bir köle gibi.

Yorumlar

  1. hay ağzını öpeyim canikom yaa! illet bir konuya parmak basmışsın sen çok yaşa!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sende. (:
      Bazen öylesi abartanlar var ki.. Hatta giriyor bir resmi daireye, elinde telefon, cırcır konuşuyor hala. Ee beklede bitsin konuşmanda öyle gir içeri. Demi ama..

      Sil
  2. Bende nefret ederim biriyle konuşurken karşımda oturanın telefona dalmasına . İnsan nereye bakacağını bilemiyor konuşmayı dinliyor gözükmemek için :D Bir de tabi konuşma harici telefondan face ve twitterden kopamayanlar var onlar ayrı alem:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hele onlar ayrı katagori zaten. Ve ayrı terbiyesizlik yani. Karşında kanlıcanlı insan varken, sen tut sanalına laf yetiştir. Olacak iş değil.
      Birde teknoloji ilerledi diye seviniyoruz ama iletişim kopuyor gitgide. (:

      Sil
  3. Ben telefona pek cevap vermeyi seven biri değilim. Cep telefonları her yanına sızdı hayatımızın, biraz olsun dur diyorum. Boşa çaba ama olsun.

    Bir de ziyarete gitmiştim sevdiğim birini. Zırt pırt da değil ilk kez gidiyordum yeni yerine ziyarete. Hediye de almıştım, özenip onun için seçmiştim. Konuşmaya başladık sonra telefonu çaldı kaykıldı fısır fısır muhabbete çok uzun sürdü bozulduğumu ve kalkacağımı anlayınca kapattı. Sonra bir daha ziyarete filan gitmedim onu. Saygısızlık bence. Önemli bir şeyse cevap ver,kısa kes di mi? Muahebbet et alenen olacak iş değil :)=

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir bir çoğalır belli mi olur? Bakın Liz hanım hiç çoğuna çaba dememiş mesela. (:
      Haklısınız. Yaptığı cidden saygısızlık olmuş. İnşaallah anlamıştır hatasını, belki..

      Sil
  4. o kadar güzel yazmışsınız ki sonuna kadar katılıyorum ama bir anne olarak telefonum çaldığında aklıma en olmadık senaryolar geliyor; (kızımı biri kaçırdı, bıçakladı, ormana attı.) gibi olmadık şeyler):Kızlarımın haricinde telefonları açmamaya çalışıyorum.Ama iti,raf etmeliyim ki kızlarım da en saçma konular için bile arayabiliyorlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tövbeler olsun. Allah korusun.
      Haklısınız ama. Bazen bir tanıdığımız öyle bir anda arıyor ki, Allah Allah diyorsun, bir telaş telefonu açıyorsun.

      Sil
  5. Adabı muaşeret gereği izin de alınabilir ama sohbet içinz değil, sadece bir dakika için..

    YanıtlaSil
  6. evet yaaa, herkes yanyanayken bile cepte konuşuyo.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet.
      Aslında lafım sadece yanında biri varken telde muhabbeti abartanlara sadece. yanındakini unutana..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…