Ana içeriğe atla

Uyanış


Dün gece ablamın yataktan söylenerek kalkmasıyla uyandım. Deli gibi havlayan köpeklerin sesinden uyanmış, camı kapamaya kalkmış. Uyurken havlamayı hiç duymayan ben, uyanınca seslerden bir saat uyuyamadım.

O an uyanmasaydım o köpeklerin sesini hiç duymayacaktım ki ben.

Hepte böyle olmaz mı? Birşeyi öğrenince o şey gözümüze gözümüze girer.

Birde “cahil cesareti” denen bir husus vardır. Hele o olay, Madagastar çizgi filminde, ama şu penguenlerin olduğu, tvde çıkan, orda en küçük maymun var ya, hani penguenler ona Hüzünlü Göz diyor. Birde onda cahil cesareti olduğunu söylerler. Bir keresinde arı kovanına dalmıştı da hiç canı yanmamıştı.

Aslında bu gerçek hayatta olan bir durum. Mesela bilmeden sıcak bir şeyi tutmak gibi. Bir keresinde annem, kaynayan tencereyi devrilirken tutmuştu. Ama eline hiç birşey olmamıştı. Hatta eline kaynayan su bile dökülmüştü. Esasında kaynadığını da biliyordu da bir şey olmamıştı. Çok şaşırmıştık.

Herşey bir farkedişe, bir uyanışa bakıyor. Sonra aman hiç uyanmasaydım diyorsun. Yahut bir yaşanmışlıkla oluyor bu durum. Örneğin trafik kazası geçiren birinin yaşadığı korku. Bu korku ile farkettiği yeni durumlar. O arabaya hiç binememek mesela. Diğeri ise arabaya atlar gider, hiç düşünmez.

Titiz bir insanın bir şeye dokunurken hissettikleri ile umursamaz birinin duyguları aynı değildir mesela. Aslında çoğu umursamaz değil, bilmiyordur. İşte burda olay cahil cesaretine kadar varır. Bu duruma şöylede bir örnek verilebilir. Kiminin çocukları karda kışta soğukta hasta olmazken, kiminin çocuğu ufak bir yel yemesiyle kendini yatakta bulur. Bence burda da farkındalık var, yaşanmışlık var. Bir bilmek ve bilmemek var.

Uyanış iyi bir şey mi şimdi ? İnsanı resmen rahatından ediyor yahu..

Ve bende uyandım. Kpss günü geliyor. 20 günden bile az bir zaman kaldı. Artık gözümü açmam lazım. Uyanmam lazım. Yoksa sıfırı çakacağım. Yada o bana çakacak.
Bu sebeple, bir ara veriyorum. Aklım burda olunca -bahane- çalışamıyorum.
Aslında araya luzüm yok ama vermezsem gidişim iyi değil. :D O sebeple vermem lazım.

Yorumlar

  1. fazla bilen hep mutsuzdur zaten. ben çok mutlu bir filozof görmedim hiç. hoş ben filozof görmedim o da ayrı. duymadım, bilmedim diyeyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle haklısınız. Her konuda bilmek, ağır külfet bence.

      Sil
  2. Bravo yani nereden nereye bağlamışsın:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Teşekkürler. Konu bağlamada oldukça yetenekliyimdir, saptırmada da öyle. :D

      Sil
  3. eylül kpss.
    hadi hayırlı olsun kolaylıklar başarılar.
    :)
    iş değiştirmek istiyorsun o zaman.
    :)

    YanıtlaSil
  4. Uyanışş , direnişşş
    ha gayret kpss ye :)

    YanıtlaSil
  5. Deeptone; Çok teşekkürler, çok.. :) Evet hemde deli gibi istiyorum bunu. :D Kısmet İnşaallah.

    Safransarı; Teşekkürler. Bi gayret içindeyim bakalım. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…