Ana içeriğe atla

Bir 14 Şubat Hikayesi.

Takvimler 14 Şubat'ı gösteriyordu bugün. Gülümsedi takvime bakıp. Gün yine çok yoğun geçecekti.

Çok değil, 6 sene evvel, O'na hiç bir şey ifade etmiyordu bu tarih. Kutlamazdı. Mantıksızdı. Ama işte, insana kutlatacak birileri çıkıyordu işte. Farklı adlarla bile olsa.

6 sene evvelinin 14 Şubat'ın da, hayatının aşkını, eşini tanımıştı. Kim derdi ki böyle bir gün de tanışacaktı ruh ikizi ile. Ama olmuştu. Tesadüfler ikisini bir araya getirmişti. Aşk doğmuştu işte ikisi içinde.

Sonrasındaki ilk 14 Şubat, bazı gelişmeler sonucu, evlilik yıldönümü oluvermişti. Hayatta hiç aklına bile gelmezdi bu gün evleneceği. Ama iyi idi, kocası hiç unutmazdı işte.

İkinci 14 Şubat'ta ise başka bir sürpriz geldi hayatlarına. Beklediklerinden erken merhaba demişti Onlara, minik yavruları. Hayatlarının anlamı.

Sözleşmiş gibiydiler sanki 14 Şubat ile. Ona hep iyi şeyler getirmişti. Sanki beni sev, ben iyi bir günüm der gibiydi.

Seviyordu 14 Şubat'ı. Ona getirdiklerini seviyordu. Tarih bahane idi. Onları çok seviyordu, hep sevecekti.

Sonra mutfağa gitti. Biricik yavrusuna doğum günü pastası yapmaya başladı.

Yorumlar

  1. Mutlu yıllar dileyelim o zaman bizde :):)
    sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. amaaann, tırt bi gün işte...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) İşte böyle tesadüfler tırtlıktan çıkarabilir. :)

      Sil
  3. Tesadüfe bakar mısın, tam altı yıl öncesine ait bir anımı aynı başlıkla dün gece ben de yazdım ama yayınlamadım...
    Nice mutlu senelere... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Bu hikaye sadece. Şahsıma ait değil.

      Sil
  4. öykü di mi bu.
    yazsana öykü sık sık.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, öykü. :)
      İstiyorum ama bakalım..

      Sil
  5. Tamda yazıcaktım sadece hikayelerde olur böyle diye :d

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Hiç aklıma gelmedi, gerçek olarak düşünüleceği. hele ki benim öyküm olduğunu sanılması.
      Belki vardır, kimbilir. :D

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…