Ana içeriğe atla

Tesbitlerim.



-Sedef hastalarına hastalığı sorulduğunda ilk söyledikleri, bulaşıcı olmadığı oluyor.

-Şu an blog alemi, reklam dolu bloglara takmış durumda. Takip etme, bitsin gitsin. En kısa kökten çözüm bana göre. Hem tespit, hem öneri.

-Dünya gibi blog dünyası da küçük. Yeni izlemeye aldığım bloglarda hep eski yüzleri görüyorum. Ya ben hep aynı çevrelerde dolanıyorum ya da harbi küçük bir dünya burası.

-Bazen blogger konuları saatler sonra, hatta ertesi gün blog listesine ekliyor. Bunun nedenini çok merak ediyorum.

-Ben bilmem eşim bilir artık bir tatile girsin, mola versin. Sıkmaya başladı. Bu tespit, ben sıkıldıysam herkes sıkılmıştır mantığı ile konulmuştur.

-Bir şeyi yapmaya gör. O işi yaptığını gören herkes onu senden tekrar tekrar istemeye başlar.

-Eğer bir dükkan normal bir günde kapalıysa, akla gelen ilk şey cenazesi mi var acaba, düşüncesi oluyor. Düğünü de olabilir, olabilirmiş yani.

-Çok sıcak var.

-Çok sıcak var.

-İnsan, düğünde dernekte harbiden tanıdık yüz arıyor.

-Yeni blog yüzümle uzun süre yaşamayı düşünüyorum. Ayrıca bu tesbit değil, niyet. Niyetim bu. Bakalım artık..





Yorumlar

  1. hayırlı olsun, yeni blog yüzün...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Hep birlik hayrını görelim. :)

      Sil
  2. Blog yüzün çok çok kötü, bence acilen değiştirmelisin, insanın okuyası gelmiyor:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa... üzüldüm ama ben şimdi.. Sevmiştim bu halini.
      Sevgili adsız, dursun bakalım bir süre, okunmam azalırsa cidden, değiştiririm. Zati çok oynuyorum.
      Sen şimdi bu konuyu okumadın mı... ?

      Sil
  3. Merhabalar,
    Bloğunuzu çok beğendim ve izlemeye aldım. Bana da bekliyorum. Güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle. Sevgilerimi bıraktımmmm…..:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoşgelmişsiniz. :)
      İnşaallah..
      Sevgiler benden de. :)

      Sil
  4. Öncelikle bloğunuz çok güzel..Ve hava oldukça sıcak:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. :)
      Aramayacağız İnşaallah bu sıcakları.

      Sil
  5. :)
    ay ben de reklam alan sevdiğim arkadaşlara alma reklam demekten sıkıldım bıraktım bunu sölemeyi artık, ama bloglarını okumaktan vazgeçmem. hatta reklam yazılarına yorum yapıyorum, para kazansınlar işallah diye.
    :)
    çok blogçu var, eski ama adını değiştirmiş, eski adlarını sölemeyip bizimle eğleniyorlar bir dee. ben de onu yeni biri gibi düşünüyorum napıyim.
    :)
    blogger konusu, listesi anlamadım. izlediğimiz blogların yazılarını kast mı ediyorsun. buna rastlamadım ama.
    :)
    iş konusu evet aynen.
    :)
    sıcak yaaaa.
    en doğru tespit buydu hihihi.
    :)
    blog yüzlerin iyi zaten.
    zaten yazılar önemli yaaaa.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Ben karışmadım şimdiye kadar. Reklam alır, bende alıyorum. Ama kimisi cidden sadece reklam oldular. Tabi bu onların seçimi. Bize birşey demek düşmüyor.
      Çok iyi yapıyorsun. Ne kadar tık, o kadar para tabiki de. :)
      Vardır kesin. Kimi bilinen blogunu reklama harcadığı içindir, kimi yakınına yakalandığı için. :)
      Evet izlediğimiz blogun yazılarını diyorum. Bazen, ki mesela benim son yazım, listede şuan bir saat sonra yayınlanmış gibi görünüyor bende. :D
      Değil mi ama yazılar önemli. Bende bir beğenemedim zaten, değiştirip duruyorum. Bakalım bu hali ne kadar kalır. :)

      Sil
  6. Hahha guzel tespitler:) Bazen oyle tespitler duyuyorum ki, diyorum "Aslinda butun insanlar ayni. Ayni seyleri hissediyoruz, ayni seyleri soruyoruz, ayni seyleri merak ediyoruz... Tek bir agacin yapraklari gibi."
    Yine boyle dedim postunuzu okuyunca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Değil mi ama yaşadıklarımız hep aynı. Ama hep farklı duruyor, her insanın üstünde.

      Sil
  7. - demek ki o hastalara en çok gelen soru bu. Onlarda peşin peşin söylüyorlar.

    - reklam alan blogerların sanırım reklama ihtiyacı var. Ne olacak herkesin kendi tercihi. Benim de reklam alan takip ettiğim bloglar var. Etmeyede devam ederim diye düşünüyorum.

    - blog dünyasının küçük olması konusunda katılıyorum.
    :)

    - aklı başına ancak geliyor diyelim mi?
    ;)

    - eğer işine gelmeyen bir konuda böyle deniliyorsa neyse de kendi fikri olmayan insanlara ben de şaşırıyorum..
    :)

    - hava sıcak haklısın..
    :)

    - niyetin kabul olur inşallah..
    :)

    YanıtlaSil
  8. Teşekkürler cevaplar için. ;)
    Blog yüzüm bu yazıyı yazdığımda böyle değildi, yine değişti. Ama bu halini sevdim, buna niyet diyelim. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…