Ana içeriğe atla

Bir Ağaç Öyküsü.


O, kimine dost, kimine yar idi. Kiminin hiç olmamış çocuğu, kiminin kardeşi olmuştu.

O, şehrin tam orta yerinde, bir başına ama asla yalnız kalmamış bir ağaç idi.

Bilmiyordu, kimdi onu toprak anasıyla kavuşturan babası. Daha minicik bebekken, sahip çıkanı çok oldu. Koruyup kolladılar. Yedirip içirdiler. O, artık şehrin vazgeçilmezi idi. Herkes tanırdı. Severdi. 
Yanından her geçen, illa bir selam verirdi O'na. Hatrını sorardı. Sarılıp okşardı. Aşını, suyunu paylaşırdı.
O da, tüm ihtişamıyla büyüyüp serpiliyordu, şehrin tam göbeğinde. Bulutlarla tanışmıştı. Onlarda dostuydu. Arada denize selam çakardı. O idi, bu şehrin en büyüğü artık. Herkese yukardan bakar olmuştu. Küçükken onu sevip okşayanlar, şimdi ona yaslanıp, gölgesinde dinleniyordu. Artık yaz akşamlarında sohbetlere ortak oluyordu. Öğlen vakitlerinin kurtarıcısıydı. Şehri heybetiyle sarıyordu.

Sonra bir gün, şehre birileri geldi. O'nun yakınına çukur kazdılar. Aylar sonra görünce anladı ki, yanı başına gökdelen yapılmış. Kimse bir şey dememişti O'na. Bir sorsaydılar. O, bu şehrin en büyüğü idi. Gökyüzünden bakılınca ilk o farkediliyordu. Şehrin işareti olmuştu. Bir parçası adeta.

Peki şimdi bu gökdelen nereden çıkmıştı...

Gökdelen yapılıp bitti. Gölgesi ağaca vuruyordu. Ağaç bir ona bakıyordu. Bir kendine. Artık büyük ve heybetli değildi. Kendini öyle değersiz hissetti ki. Güneş bile artık yüzüne bakmıyordu. Üzgündü.
Bir gün, şehir halkı büyük bir şok yaşadı. Kimse ne olduğunu anlamadı. Herkes şüpheli gözlerle birbirine bakıyordu ama kimse kimseye, sen suçlusun diyemiyordu.

O.. ağaç.. yazın ortasında tüm yapraklarını dökmüştü. Kurumuştu. Hem de bir gecede. Yani insanlar bir gecede oldu diye bildi. Nedenini anlamadılar. Bilemediler. Kendilerince çözümler ürettiler. Ama hiç biri fayda etmedi. Kurumuş gitmişti artık o ağaç. Şehrin sembolü, o koca ağaç yoktu artık. Kurumuş bir odun yığını idi.
Ama kimse ellemedi o ağacı. Kurumuş hali ile gökdelenin gölgesinde, öylece dikili kaldı. Zamanla, kurudukça kurudu. Küçüldükçe küçüldü. Kimse dönüp bakmıyordu artık ona. Artık tek uğrayanı, kavuğunda yuva yapmış, küçük bir sincaptı. 






Yorumlar

  1. Ben de şimdi sitenin bahçesindeki meyve ağaçlarının fotoğrafını koymuştum. Bizimkiler mutlu henüz. Ama her sabah gözleri hırs bürümüş insanlar buraları da katletmesin diye dua ediyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin.. diye eşlik etmek istiyorum dualarınıza..
      İnşaallah her daim bu güzellikle kalırlar.

      Sil
  2. Bir bir ağaçlar ve yeşil alanlar katlediliyo sonra adına şehirleşme deniliyor!
    Çok güzel yazmışsın canım benim :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Katletmek sadece kesmekle olmuyor, her türlüsünü yapıyoruz. Farkında bile değiliz..

      Sil
  3. İçime işledi yazdıkların.Nasıl güzel anlatmışsın.
    Ağaçların ruhu adamı rahat bırakmaz ama, unutmasınlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Var değil mi, onların ruhu da.. İçleri nasıl acır, küserler mi.. bir bilsek..

      Sil
  4. ay çok güzel olmuş bu yazı,tuhaf oldum
    ama keyifle okudum,yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Sizinde okuyan gözlerinize sağlık.

      Sil
  5. ayyyy yine o yazılardan amaa :) sen bütün canlıları konuşturcan zaten bu gidişle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Hepsi konuşuyor zaten. Biz bilmiyoruz, duymuyoruz.

      Sil
  6. Amasyada da ağaç katliamına karşı direniş var ..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…