Ana içeriğe atla

Sanal Sosyallık

Sizin evde bilgisayar kullanmayı bilen kaç kişi var?

Bu sorunun cevabı en az 3 olmalı. Eğer evinizde küçük bir çocuk varsa. Yoksa da 2 olabilir.
Neden mi ? Çünkü evde çocuğu bilgisayar kullanmayı biliyor olup, kendisi bilmeyen bir ebeveynin işi zordur. Bilgisayar bilmeyen için karmaşıktır. Hele ki internet. Büyük bir nimettir ama doğru doz alımı olmazsa yan etki yapar. Ve bunun farkında olmayan ailenin işi zordur.

Artık çocuklar mahalle de top koşturmuyor. Saklanbaç oynamıyor. Evinde yada internet cafelerde "sosyal iletişim"e geçiyorlar. Klayve üzerinden. Eve kan ter içinde gelmiyorlar, üstleri kirlenmiyor toz ve topraktan. Ama onlar oturdukları yerden sosyal iletişime geçiyor. Tüm dünya ile hemde. Dünya iki tık ile önlerine geliyor.

Sosyal iletişim sitelerini artık her yaştan, herkesin kullandığı bir gerçek.
Yapılan bir araştırma  sosyal iletişim sitelerinin en birincisi Facebook'un 50 ve üzeri yaş grubu üye  sayısının her geçen gün artışda olduğunu gösteriyormuş.
Yeni nesile ayak uydurmak düşüncesinde imiş çoğu. Ama kanımca çoğu çocuğunun kimlerle konuştuğunun derdinde olmalı. Sanal takip.

Hep merak etmişimdir bu sosyal iletişim sitelerinin üyelerinin hepsi harbi sosyal mı? Yani hiç görüşmediği biri ile sadece netle kurulan arkadaşlık. Evet olabilir. Eskinin mektup arkadaşlığı gibi. İnsan bazen konuşmadan yazmayı seçer. Göz teması kurmadan rahatça konuşmayı. Böyle tip 2 yada 3 kişi olabilir insanın sanal ortamında. Benimde var.
Ama çoğu yani hepsi öyle ise bu kişi için ne derece sosyal denebilir ki?
Bir cam ekranın karşısında ne derece sosyallık olabilir?
Asosyal deriz ya, bunlarda netsosyal. Yada ağsosyal.

İşte bunlardan çocuğu/muzu uzak tutmak için, bizde de az biraz ağsosyallık olması lazım.
O ucu bucağı belirsiz sosyal ağ ortamında tek başına kalmamalı çocuklar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…