Ana içeriğe atla

Depresyona Girdim, İçerdeyim.

Ooo... Baya karanlıkmış içerisi. Biraz ışık olsaydı da önümü görseydim. İlerliyorum ki gözüm alıştı herhal karanlığa, birşeyler seçmeye başladım.
Duvarlarla kaplı heryer. Daracık bir labirentteyim. Duvarda çizili siyah beyaz resimler. Ama kötü çizilmiş. Beğenmedim her kim çizmişse.
İlerliyorum yavaş yavaş. Bir kapı çıkıyor karşıma. Açsam mı açmasam mı derken duvardaki resim çekiyor dikkatimi. Ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Kara duvara gri renkli resim mi çizilir hiç. Bir insana benziyor. Saçı başı dağınık gibi. Gözler şaşı. Ya da böylesini becermiş. Cenin pozisyonundaymış, bende gövdesi nere gitti diye düşünüyordum. Korkmuş demek ki. Kapıyı açmasam mı acep?
Açıyorum ama. Yine ve daha karanlık bir oda. Ya da ince uzun bir yol mu desem. Ama burası daha karanlıkmış. Elimle etrafımı yokluyorum. Yokluyorum. Ama elim hiçbirşeye değmiyor. Gözüm görmüyor. Dipsiz bir kuyudayım sanki. Kitleniyor ayaklarım. Gidemiyorum daha fazla. Çöküyorum sanki. Görmediğim duvarlar üstüme geliyor. Ben arada sıkışmışım. Nefesim daralıyor. Son çare ellerimi açıyorum iki yana. İnanmışımdır hep ellerimin kuvvetli olduğuna. Onlara sığınıyorum yine. Ezilmemek için. Ellerim acımıyor, zorlanmıyor. Sımsıkı kapattığım gözlerimi açıyorum. Koyu karanlık sanki açılmış. Ve ileride bir ışık gibi bir şey var.
Ayağa kalkıyorum. O ışık beni sevindiriyor. Filmlerden öğrendiğim “sakın ışığa gitme” lafı geliyor aklıma. Gitme demesi kolaymış. İnsan o karanlıkta beyaz bir fıçan görse ona koşar ve sarılır.
Bende koşuyorum ışığa. Ben koştukça çoğalıyor. Gözlerimi alıyor birden büyüklüğüyle parlaklığı. Kapatıyorum gözlerimi. Ve bir üşüme alıyor beni.
Açıyorum.
Odamdayım, yerde. Ve annem perdeyi açmış bana bakıyor.

Yorumlar

  1. İyi günler blogun çok güzel yazıları var ama tasarımda sorunun var bunu iyileştirmek için sana bir site önericeğim www.blog-alemi.blogspot.com bence bu siteye bir bak ve takip et siten daha güzel olucağına emin ol :)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler. Evet acemilik var. Bir yandan da sade olsun da istiyorum.
    Dediğin yere baktım. Arada uğracağım bir yer olacak.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…