Ana içeriğe atla

Gülümse Mutluluk, Çekiyorum..



Bir fotograf çekiliyorsunuz ya, biri size “resminizi çekiyorum” dedi. O an, bir gülümseme ihtiyacı olunur. Zira herkescikler bir resim karesinde, gülümsemek ister ya, ondan yüzüne bir gülümseme kondurursun hemen. Bir zaman sonra, o kareye baktığında ya gülümsersin gerçekten yahut bu sefer gülümsemek yapmacık gelir. Somurtursun en doğal halinle.

Bana dediler ki, çek bakalım mutluluğun resmini. Bende dedim ki, “mutluluk çekeceğim resmini.” Mutluluk baktı bana, gülümsedi öylesine..

Şimdi bakıyorum o resme, mutluluk beni mutlu etmiyor nedense.. Mutluluğa bakıyorum, bakalım beğenecek mi resmini.. mutluluk ya .. mutlu oldu. O an inandım mutluluğun mutluluğuna. En doğal haliyle, öylece bakıyordu kendine. Belki o an, o resmin karesine sığmayacağını düşündüğü için üzüldü. “ben hiç sığar mıyım o küçük kareye..” diye düşmüştü aklına. Belki gücendi de bana.

Haklıydı.. Şu dünyada tek bir kare resimde saklı değildi mutluluk. Belki küçük bir papatyaydı da, tek bir kare resimde olamazdı. Bir çocuğun bakışında saklıydı da belki, gülümse dediğin o resimde değildi.

Mutluluk saklıydı belki bir resimde ama bir tek o resimden ibaret olmamalıydı.

Mutluluğun resmini çizmek ise bambaşka bir mevzu.. o resmi çizmen için mutlu olmak şartı lazımdır. Zira sana mutluluk yardım etmez, sadece bakar sana uzaktan. Tıpkı ünlü bir ressamı izler gibi, merakla.. kendini görmenin tuhaf heyecanı sarar içini.. başkasında nasıl göründüğü merak eder mutlulukta, herkes gibi..

O sebeple, resim çekilmeyi değil de, merakla, çizilecek yeni yeni resimlerini sever mutluluk..

Benim mutluluk resmim, bu blogda saklı. Görebilenlere sevgiler... Bir cevaptır bir mime.

Mutluluklar.. (:

Yorumlar

  1. cok güzel yazmıssın harika!mutluluğun resmi tek bır resımde değıl,resim çekilmeyi değil de, merakla, çizilecek yeni yeni resimlerini sever mutluluk.. demıssın cok guzel demıssın:)

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel ve anlamlı olmuş ellerine sağlık ;)

    YanıtlaSil
  3. Nokta atışlı ve derin olmuş. Zaten dünyada sevmek ve sevmenin getirisi olan ne varsa (mutluluk), adı ve duruşu farklı olan , koca bir bütün. Biz sadece küçük parçalarını görebiliyoruz yer yer ve o küçüklerde kıymetli be sayın Hayalperest, bazen o tek kare dediğin bir insan yavrusu resmi, bazen gecede ay resmi , belki de o büyük resmi anlatabiliyor insana. En azından bence :) Kavramın içini biz dolduruyoruz, mutluluk da öğrenilmiştir en az elem-keder-hüzün gibi. Bize de o büyük resmi öğretmediklerine göre, biz şu küçük karelerle yakalayacağız o büyük resmi,sanırım.

    Saygıyla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kıymetsiz demedim ki. Sadece hayattaki mutlulukların o küçük kareden ibaret olmamalı lazım diyorum. Özellikle başkalarının resimlerine bağlı kalmamalı insanın mutluluğu, işte sebeple kendi resmini çizmeli.
      Aslında o dediğiniz büyük resim, kimine göre belki küçük bir resimdir, bilemeyiz ki. Mutluluk bu.. sana bana göre farklıdır.. değişkendir.

      Sil
    2. İfade gereği "" be sayın Hayalperest" dedim :D Yanlış şekilde ifade ettim sanırım . Büyük resim kişisel değil, insanlık namına yani. Elbette, herkesin tablosu kendine göredir, o farklı , kendi içinde Tanrı olmak gibi. İşte, öğretilmeyen yapılmıyor nedense, herkes aslında önce kendinin bir resim olduğuna ve insanlık resminin belki minik belki dev parçası olduğuna akıl yormalı , sonra eller zaten en güzel kareleri çizer, resmeder.

      Göreceli, en az görmek kadar.

      Sil
    3. Hayalperest denmesi hoşuma gider, "be" de samimiyeti gösterir. :)
      Önce kendinin bir resim olduğuna inanmalı.. çok doğru. İnsan içindekini yansıtır çünkü karşındakine.

      Sil
    4. " Be " yazı anında çıktı, evet,yersiz oldu,farkettim :)

      Sil
    5. Yerine uymuş gibi görünüyor burdan bakınca. :D Sorun yok.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…