Ana içeriğe atla

Vay Başımıza Gelenler


-Neredeyse hergün gittiğim markette satılan ayakkabılar, aldığım ayakkabıların aynısı. Yinede gelip geçerken bakar, acaba alsam mı bir tane daha derim. Geçenlerde, henüz 5 yaşına bile tam basmamış yeğenimle gittik o markete. Ben yine ayakkabılara bakarken, yeğenim demez mi; “teyze, bak bunlar senin ayakkabıların aynısı ama bunların topuğu yok..”. Evet tıpatıp aynıydılar ama bunların topukları yoktu, düz tabandılar. Ve bunu yeğenim bana söylemeden az evvel farketmiştim. Yani defalarca görmüş, bakmıştım ama o gün farketmiştim. O küçük yaramaz ise görür görmez farkı görmüştü. Kesin bu algıda seçiciliktir. Zira kendisi, annesinin olsun, benim olsun, nerede topuklu ayakkabılarımız var, onları geçirir ayağına. O an içimde gururda oluştu, niye bilemedim.

-Adres sormaya gelip, sonrasında bulamayıp ikinci kez geliyorsanız, sorduğunuz kişiden azar işitme ihtimaliniz yüksektir. Patronum az önce yaptı. Yok yani sorduğu adres, hemen şurası dediğimiz bir yer. Adres sormakta, bulamamakta bir dert.

-Patronum mutfakta, ocağın üstünde yumurta unuttu. Bir yanmış ki sormayın. Hele o sinen yanık kokusunu hiç sormayın. Gitmez önümüzdeki birkaç gün o koku. Bir kerede olmuştu. O zaman gitmişti bir yere. Banada dememiş, unutmuş. Bende oturduğum yerden kalkmam kolay kolay. Biri gelip demişti, duman var hayırdır diye. O cezve çöplük olduydu, bugünkinin hali iyi, olan yumurtalara olmuş.



-Daha oturduğu evin adresini bilmeyen, oturduğu sokağa mahalle diyen insanlara hafiften gıcık oluyorum. Bunu özellikle genç denecek insanların yapması ayrı kıl ediyor. İnsan adresini bilmez mi yahuu..

-Dün beğenmeyip giymediğim bluzu bugün hiç düşünmeden giydim. Hiç düşünmüyorum, oldu mu olmadı mı.. yakışmış mı diye.. Demek bazen düşünmemek lazımmış. Banane, milletin ne düşündüğünden. Serin tutuyor mu tutuyor, tamam öyleyse.

-Haftabaşından beri sistem yok. 6 yıl öncesine döndük resmen. Elle yazıyorum yaa.. olmaz böyle şey. İnsan bu kadar da madur edilmez ki..

-Yazacağım dilekçenin günü geçmiş. Allah'tan patronum çakmadı mevzuyu. Postacı gelsin de vereyim eline, benden çıkmış olsun.

Not: Karar verdim, başıma gelen, yaşadığım küçük olayları böyle böyle aktarmaya, anlatmaya. (:
Yani devamı gelecek.

Yorumlar

  1. Patron bu satırları okuyor mu merak ettim..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D yok okumuyor. Hatta ne iş karıştırdığımı da bilmiyor.

      Sil
  2. Giyilmeyen bluzun aslında dolabın en serin tutan bluzu olması çok kötü bir talihsizlik :) Değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani.. Ama çok da sevmediğim için, o serinliği pek gözalıcı olmuyor. :)

      Sil
  3. giyilmeyen ama serin tutan kategorisinde benim dolabım bir kaç oscar alır :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Sanırım nedeni, ani beğenme hissiyle alınmış olmaları. Benimkiler öyle gibi de.

      Sil
  4. Yumurtayı ben de yakmıştım bir kere.. :))
    Allah işinizde kolaylık versin. ;))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Hiç başıma gelmedi. Ama gülmedim, gelmez herhalde.
      Sağolasın. Teşekkürler. ;)

      Sil
  5. Patrona dikkat! Yolu bu bloga düşmemeli :D

    Kolay gelsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D İnşaallah. Yani hiç sanmıyorum. Bir ihtimal, açık bırakırsam görme ihtimali, o kadar.
      Telekkürler. :)

      Sil
  6. Patron iş yerinde patron, burada okuyucu. Ben patronunum demek isterdim şuan :)

    Adres muhabbetine, biz de yöne duygusu yok, sokak algısı yok. Ya orada bir market var, ya bilmem ne var, doğumuzu batımızı kuzey ve güney i umursamıyoruz, sonra da kayıbız işte. Şehrin göbeğinde karınca yuvası arayın demiyorum ama yer hafızamız kuvvetlidir diye düşünüyorum ama bazen anlatan bazen de dinleyenden kaynaklanan yersizlikler oluşabiliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Haklısınız. O durumu eskiden hoşgörmek daha kolaydı. Ama şimdi, en ufak yerde bile her evin bir numarası var. Mesela eskiden yeni binanın numarası yanındakinin binanın numarasının yanı diye verilirdi. Ama şimdi böyle yapanlara en başta postacılar gıcık oluyor. Adresler gayet açık ve net aslında.
      Tarif konusunda haklısınız. Ama dedğim gibi, bahsi geçen adres iki sokak ötesi idi. :D

      Sil
  7. patronlar bloglarda gezmezler değıl mı hmm gezerler mı:)) gezmesinler bence:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de, ama kendi işinin patronları gezebilir. :) :)

      Sil
  8. te allam neler oluyo değil mi.
    :)
    yumurta böö nası olmuştur acaba.
    :)
    birinci çok komiktiiii.
    :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…