Ana içeriğe atla

Bunun Altılısı Makbuldur.






6'lısı mı var  diyenlere, evet.
Varmış. Görenler var.
Bu aslında yeğenimin şansı.
Kitabın arasına koyup, kurutmuştuk.
Birden karşımıza çıktı.
Hayırdır İnşaallah. ( koca dil dışarıda.. :D )

Yorumlar

  1. 4lüsünü bile bulamadık ki; altılısı da neymiş! :))

    bol şans getirsin,

    sevgi ile,
    luna.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) O da doğru. Ama var olduğu da doğru imiş. İlk kez duyduydum.
      Teşekürler, sevgiler. :)

      Sil
  2. Hahahaa Luna'ya katıldım çok :):)

    YanıtlaSil
  3. Onaltı tane yapraklı da bulunabilir belki milyonda bir. asıl o zaman büyük bir anlam taşır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooo.. Olur mu ki? O zaman adı başka olur herhalde. :)

      Sil
  4. Bu tek başına bir anlam taşımıyormuş
    bir tavşanın bacağı kopmuş diyecem yazık hayvana geziyor olsun hadi :D
    bir de atın nalının düşmesi gerekiyormuş bu yoncanın olduğu tarla mıdır park mıdır nedir artık oraya
    işte o zaman tek bir dilek tutabiliyormuşsun
    şans dedikleri bu oluyormuş :P

    şaka şaka
    işe yarıyor bu dört yaprak desene
    şanslısın bak şaka yaptım
    ya gerçek olsaydı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Yazık yaa.. hayvanlara şimdi. Bu yeter yeter. İyi ki şaka yani.
      Tabi ki de yarıyor. :p :)

      Sil
  5. yorum yazmak için öyle uğraştım ki anlatamam!

    bana linkini verdiğin için teşekkür ederim. ayrıca sevindim.
    yalnız yine de bilemiyorumm.
    4 yapraklı yonca olsaydı ben bulurdum gibime geliyor :)
    ayrıcı 6 mı?
    yok artıkk!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim. Link konusunda reklam kaygısı yüzünden tereddüt ettim. :D
      Belki de o bulunduğunuz yerdeki yoncalar hep üçlü idi. Dörtlü ırkı orada bulunmuyordur. :) :)
      Şu an o bilgiyi nasıl edindiğimi hatırlamıyorum, desem. Kaynak güvenilirmiş demek, yazdığıma göre.. :D
      Bulsak keşke.. Ne hoş olur. Şansdan öte, havası yeter insana..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…