Ana içeriğe atla

Normalin Üstünde, Anormalin Altında.


Normal olmak bazen anormal görünmektir.
Normal olacağım derken, anormal hallere düşmek de olasıdır tabi.

Peki normallik ve anormallik ölçülerini kim koyar? Nasıl koyar? Kime göre kim normal, kim anormaldir?
Şuan söylediklerimle, yaptıklarım çelişecek. Zira bende millet ne der, diye düşünenlerdenimdir. Ama şu var, bazen içimden aşırı anormallik fışkırır. Mesela yolda giderken konuşmak hoşuma gider. Kendi kendime mırıldanmak gibi bi hobim var diyebilirim. Ve millet görecek de deli sanacak diye düşünmek de hoşuma gider. Hobilikte burdan geliyor.

Yolda yahut başka yerde kendi kendine konuşana deli demişiz değil mi? İnsan peki kendi kendine söylenemez mi? Pekala söylenebilir.
Benim görüşüm şu; insan her ne kadar normal görünse de, ki normallik hala tartışılır bir şeydir, anormal olma ve görünme isteği hep içinde vardır.

Belki aşırı anormal olma cesareti yoktur. Ki bu aşırılıkta kime göredir bilinmez. Bazen arada sırada anormallik yapar. Buna da çılgınlık der. Aslında çılgınlık çok başka. Çılgınlık anlık bir durumdur. Anormallik ise olağanlaşan hallerdir. Olağanlaşmıştır ama hala normal değildir. Hala değişik görünür, algılanır ama bu hal ve tavırlara artık alışılmıştır.
Belki normallikten, ona yakın olan marotonluktan sıkılınca, anlık anormalliklere ihtiyaç duyuyoruzdur. Anormalleri kıskanıyoruz. Özeniyoruz. Gıpta ile onları izliyoruz.

Normal ve anormal hal ve davranışlara örnek veremem. Zira dediğim gibi, kime göre, neye göre ne normal ne anormaldir bilinmez. Benim deli gibi dediğim yolda yürürken mırıldanmam çoğunluğa normal gelebilir. Ama ben, kendimi o anlarda özgür hissediyorum. Normallikten çıkmış gibi hissediyorum. Bu da benim anormalliğim.
Anormallik konusunda ise aklıma ilk gelen, Forrest Gump.
Kim ne der diye düşünmeden hayatını yaşamış ve hep kazanmış biri. İşin sırrı belki de bu. İçinden geldiği gibi normal olmak, kendince..

Yorumlar

  1. hüseyin rahmi gürpınar' ın ben deli miyim? kitabının ilk sayfalarını en azından okumanı tavsiye ediyorum, okumadıysan tabi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumadım. Okurum ilk fırsatta, İnşaallah.

      Sil
  2. Forrest Gump kadar özgür ruhlara sahip olsak keşke. Kim ne derse desin umurumuzda olmasak...

    YanıtlaSil
  3. ödülünüz var ifinim :)

    YanıtlaSil
  4. Herkesin kendine göre hayati boyunca yaptigi anormal davranislari vardir ya da tam tersi normal:)) Kendimi misal verirsem, disardan cok normal görünürüm ama düsüncelerimle, hayata bakisimla sanirim cok anormalim bu dünyada:))
    Keyif ve kahyasi bende bas kahramanlar, onlar ne derse onu yapiyorum:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En güzeli. :)
      Kimseye söz hakkı vermemek. Fırsatını bile..

      Sil
  5. normal olmak çok meşakatli bir iş. çok yoruluyorum !!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demi? Bazen sıkıcı ve zor oluyor. Anormallik cezbediyor insanı. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…