Ana içeriğe atla

Helallik


Hiç birinden helallik istediniz mi? Ama gerçekten, öyle laf olsun diye değil. Eğer istediyseniz, bilirsiniz o nasıl zordur. Utanırsın, sıkılırsın.. doğru kelimeleri bulmaya çalışırsın.. ama ağzından sadece o kelimeler çıkar..
 
hakkını helal et..”

Çünkü gerçekten kendini suçlu hissediyorsundur..

Ben şahsen böyle yaşadım. Aslında durum öyle hal aldı ki, suçlu ben değil, o kişi idi ama, helallik isteyen, istemek zorunda kalan ben oldum. Çünkü hem suçlu hem güçlü konumuna geçip, hakkımı helal etmiyorum demişti bana.

Günler geçmiş, sonunda cesaretimi toplayıp, helallik istemiştim. Üstümden öyle bir yük kalkmıştı ki, hafiflik buydu işte.

Dün de bir bayan geldi. Bayan demek onu büyük gösterir aslında, bir kız diyelim. Evrak için geldiğini söyledi, evrağı aldı ama arkadaşının geleceğini söyleyip beklemek için izin istedi.

Tabi dedik doğal olarak. Nihayetinde halka açık sayılırız. Patron ve postacı vardı. Postacının evrakları ile uğraşıyorduk.

Bir ara patron dışarı çıktı, iş için. Postacı da işini bitirip gitti.

Sonra kız kalktı ayağa. Bana bakıp:

“ Aslında arkadaşım gelmeyecek. Ben yalnız kalalım diye bekledim. Bir zaman önce sizden bir evrak aldım. Resmim fotokopi idi. Siz onu kabul etmezler demiştiniz ama ben ısrar edince kullandınız. Evrağı götürdüğüm yer cidden kabul etmedi. Bunu size söylemediler mi dedi. Yanımda ablam vardı, bir türlü demiştiler diyemedim. Bu sebeple sizden hakkınızı helal etmenizi istiyorum..”
Dedi.

Güldüm.

Helal olsun dedim.

Öyle mahçup bakıyordu ki.. Samimiyeti okunuyordu gözlerinden, halinden, kelimelerinden..

O an kendimi düşündüm. Zordu cidden birinden helallik istemek.

Ama ya sonrasında yaşanan o mutlu son. O hafiflik.. Çok başka çok..

Yorumlar

  1. Özür dilemek yerine karşılıklı helalleşmek bizim kültürümüzün özü aslında. Kimse de kırılmamış oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Ama aslında, bana göre ikisi de farklı şeyler. Özürü herdaim dilersin. Ama helallik bana göre bi kere istenir.

      Sil
  2. ama anlamadım kiiii senin durumu anlatmamışsın kısaca bile neden öle oldu diyeee.
    :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında oda iş meselesinden idi. Patron yokken esti gürledi adam, sonra ben bunları patrona anlatınca, kötü ben oldum. Neymiş aralarını açmaya çalışmışım falan. Sıyırtıktı biraz açıkcası. :)

      Sil
  3. yüzümde tebessümler açıyor ve ben düşünüyorum helallik almadan öte tarafa göçersem diye.vardır mutlaka üzdüğümüz duraklar:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet öyle düşününce insanın içini şüpheler bağlıyor. İnşaallah yoktur ve İnşaallah varsa da almadan gitmeyelim.
      :)

      Sil
  4. Hic dusunmemistim bunu. Ozur dilemek gibi, ama ozur dilemekten daha baska... Hakli insan, zaten hakli olmanin verdigi gucu hisseder. Ama haksiz olan hem sucun agirligini ceker, hem de af bekler.
    "Seni affediyorum" derken egosu ister istemez sisiyor insanin. "Hakkimi helal ettim" demekte bir mutevazilik var; affedileni hem rahatlatan hem de onu onure eden daha yumusak bir seyler var.
    Ingilizce'ye cevirmeye calisiyorum -zor, ya da mumkun degil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, dediğiniz gibi. Söylemesi başka, sonrasında bıraktığı o tat başka.

      Sil
  5. Babaannem çok yaşlıydı, bense yirmi yaşlarımın sonlarındayım. Ben istanbul'da yaşıyorum o sapanca'da. Yani sık sık görüşemiyoruz. Bir gidişimde hakkını helal etmesini istedim, çok emeği vardı üzerimizde.
    Öyle bir kızdı ki sormayın; "Ne yani öleceğim de ondan mı helallik istiyorsun?" diye.
    O gün bu gündür birinden helallik isterken çekiniyorum. Özellikle yaşlılardan.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babaanneniz alınganlık etmiş galiba. :)
      Yada naz etmiştir.
      Ama kendinizi suçlu hissedip helallik peşine düşünce, o ölüm mevzusu insanın aklına gelmiyor. Yani benim gelmiyor. :)

      Sil
  6. o zaman sezen aksu' dan helal ettim hakkımı şarkısını armağan edelim :) güzel şarkıdır..

    ben helallik istedim, suçsuz olduğum halde istedim. karşılıklı yaşananların hatırına. bi gün helal etti bi gün vazgeçti, ben de salladım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler şarkı için.
      Böyle de garip kişilikler var işte. Böylesi önemli bir hususu oyuncak edebiliyorlar ne yazık ki. Siz yapmışsınız yapacağınızı. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…