Ana içeriğe atla

Mektup Arkadaşlığı


Sizi bilmem ama benim hiç mektup arkadaşım olmadı.

Ortaokulda mektup örnekleri ile ilgili bir ödevimiz vardı. Dilekçe örneği idi galiba, konsolosluklara mektup atacaktık. İstediğimizi seçip, yolladık. Mektuplarımıza geri dönen bi Japonya birde adını şuan hatırlamadığım bir ülke oldu. Ben hangi ülkeyi seçmiştim unuttum. Çünkü, bana geri dönmedi.

Japonya, onu seçen arkadaşlara ülkelerinin tanıtımını içeren bir bröşür, onlara özgü o meşhur yemek çubuklarını yollamıştı. Alanlar öylesine sevinçli, biz alamayanlar öylesine üzgün ve kıskanç idik. Belli ki yanlış seçimlerim o zamandan başlamış.

Dün de, bir çocuk kanalında mektup arkadaşlığından bahsediliyordu. Masalsı bir yolla anlatılmış ama sonu biraz kafa karıştırıcı idi bana göre. Zira mektup arkadaşlarından biri, çat kapı diğerinin evine geliyordu. Böylesi bir zamanda ters bir hareket kanımca. Çocuklara böyle bir mesaj verilmemeli bence.

Neyse..

Mektup arkadaşlığı güzel bir şey aslında. Birbirini tanımayan iki kişinin, karşılıklı birşeyler paylaşması güzel. İnsan tanımadığı kişilere cidden bazen daha rahat iç dökebiliyor. Yargılamayacağını bilmekte veriyor bu rahatlığı tabi.

İnsan bazen sadece içinden geçeni öylece bir dökmek istiyor.Zaten dökemezse bir yerden sonra patlama oluyor.

Aslında blog tutmak da bir nevi mektuplaşma görevi görebiliyor bazen.. bazen ama.. Çünkü blogda ister istemez bir kişiye hitap etmediğinizi biliyorsunuz. Özelleştirme de o derecede oluyor.

O bakımdan mektuplaşma başka bir olay. Başka bir paylaşım. Olsa diyorum bazen.

Hem nasıl oluyor ki, mektup arkadaşlığı. Öylesine bir adres seçip, o adrese mektup mu yolluyorsun ki.. bir denesem mi.. var mı içinizde mektup arkadaşı olan, arayan, olmak isteyen? Bir ben miyim diye merak ettim sadece. Yani sadece merak benimki, istediğimden değil.

Yorumlar

  1. Arkadaşınıza sadece Japonya'dan cevap gelmesi gayet normal.
    Eşim yıllardır Japonya'ya misafir öğretim görevlisi olarak davet ediliyor. Japonların çok hassas ve kibar olduklarını söylüyor. Geçen yaz blogumda da yazdığım gibi Japonya'dan misafir ağırlamıştık. O kadar sevimli ve nazik insanlar ki yanlarında nasıl davranacağınızı şaşırıyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir değil, birkaç arkadaşa yollamışlardı hemde. Aslında bu ülkelerinin tanıtımına da ne kadar önem verdiklerini gösterir.
      Belki bi japonla tanışırım. Ne de olsa beni onlara benzeten çok, şansım büyük gibi ama, bakalım. :) :)

      Sil
  2. hakkında hiçbir şey bilmediğin birinin adresini biliyor olmak da ilginç. belki başka bir incelik vardır, postaneden teslim almak gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir. Ama o kanıya, o izlediğim çizgidiziden vardım. Çünkü mektup orda direk eve geliyor. Ve dediğim gibi eve de ani baskın yapıyor. :D
      O bakımdan bakınca cidden ilginç oluyor bu mektup arkadaşlığı.
      Belki bilen biri okur da, cevap verip bizi aydınlatır. :) İnşaallah.

      Sil
  3. Japonya`dan çok mektup arkadaşım oldu zamanında. (30 sene önce yaklaşık:))
    İnanılmaz bir kültür, incelik, toplumsal bilinç...
    O dönemde bana çok şey kattı. Devlet okulunda okudum. Bildiğim İngilizce ile yazıştım, epey gelişti. Başka bir kültür tanıdım, çok şey öğrendim.
    Güzel bir his.
    Mektup değil ama kart atmak falan istersen bir adres verebilirim.
    Daha önce bloğumda bahsetmiştim:
    http://www.mutlueller.com/2012/09/cocukken-bana-ya-da-eve-yeni-bir-sey.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O konunuzu hatırladım. Hemen bakayım.
      İngilizce.. değil mi? Başka memleket olunca dil lazım insana.. bak bunu ben hiç düşünmediydim. :D
      İyi bir çalışma şekli olmuştur ama. O yaşta ödev için o kadar uğraşmaya üşenir insan ama o mektup için kimbilir nasıl özenilir, itina edilir.. çok iyi bir metot bence. :)
      Adresi alıp, bir kere denemek isterim. Bakalım, kısmet. :)
      Teşekkürler.

      Sil
  4. Bir kac gun once memlekete gittigimde mektup arkadaslarimdan gelen mektuplari buldum, ufak tefek hediyeler, kartlar, vardi iclerinde, pullar zaten harika :)

    Lisede bir form doldurmustuk ingilizce dersi icin, ismini hatirlamadigim uluslararasi bir kurulus vardi okullara bu hizmeti veren, bir kac ulke tercih etmistik, adresler rastgele secilip verilmisti. Mektuplarin zamanina baktim da bazilariyla universite yillarinda bile mektuplasmisiz.

    Semi'nin bahsettigi Postcrossing'e uye olabilirsin, daha 4 aydir uyeyim ama cok keyif aldim bu surpriz kart olayindan:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O mektuplardan bir iki tanede bende var. Okurken uzak olmadığımız için pek gerek duymadık.
      Arada bende o yıllarda tuttuğum anı ve hatıra defterlerine göz atıyorum. Ne güzel şeyler yaşamışız.
      Sanırım üye olacağım. Böyle tatlı bekleyişler insanı heyecanlandırıyor. :)

      Sil
  5. postcrossing enfes.
    çok blog arkadaşımız üye.
    hatta çok kişi sayemde üye oldu bak yaydım.
    hemen katıl hiç durma hiç düşünme ama.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu 3 etti.. Dahada düşünmeme gerek yok galiba. :)

      Sil
  6. Ben çok isterim başka bir ülkeden mektup arkadaşı, yaşı konumu cimsiyeti bilmeden yazmak isterim ona:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, böyle düşününce çok büyülü geliyor bencede. :)

      Sil
  7. ben de istiyoruuuum sen üye oldun mu bu postu yazalı çok zaman geçmiş merak ettim bana bilgi verebilir misin eğer olduysan :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancı idi, yapamadım. :D Kaldı öyle.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…