Ana içeriğe atla

Kaydıraktan Kaymak.

Eskiden öyle şimdilerdeki gibi adım başı park yoktu mahallelerde. Parkta oynamak başka bir hava idi.
Muhtemelen bu sebeple, İzmit'te Cumhuriyet Parkı, çok meşhurdur.

Hem oturup dinlenmenin, hem de çocuğunla iyi bir vakit geçirmenin adresi idi bu park. Oyun alanı yola uzak idi. Ağaçlarla etrafı çevrelenmişti. Mişli konuşuyorum ama o park hala var. Şimdilerde tadilat görüyor.

İşte bu meşhur parka küçükken bir kere gitmiştim. Kaydıraktan kayacağım. Ve kaydım da. Ama canım yandı. Ya ben küçüktüm yahut o kaydırak büyük idi. Kaymam bitip, yere varınca, sırtım kaydırağa çarptı. O gün,  yanlış kalmamışsa aklımda, ilk ve son kaydıraktan kaymam oldu. Bir daha uzak kaldım. Zaten ben büyüyene kadar sokağımızda da hiç park olmadı.

Evet, ben, park değil, sokak çocuğu olarak büyüdüm. Sokak oyunları ile. Ve çok güzeldi benim çocukluğum. Bu acılı hatıraların dışında. :)

Şimdi nereden mi geldi aklıma? Camdan görüyorum çocukları. Birbirlerini zorla kaydıraktan indirmeye çalışıyorlar. Park kalabalık, hava yazdan kalma çünkü. Öylesi güzel.

Ve ben üşünmesem, çok güzel gezme hayalleri kurmak isterim ama gerçek olmayacak, boşuna uğraşmıyım.

Yorumlar

  1. Kur Uyuşuk hayal kur ..
    Yoksa insan bu dünyada nasıl mutlu olur ki başka türlü

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Evet başka türlü olamıyorsun. sonra sonra.. neyse.

      Sil
  2. Hayalsiz asla demişmiydim ben? :)

    YanıtlaSil
  3. Şimdi bırak uzakta bulmayı , park kalmadı ki :\
    parkların yerini hep avm'ler aldı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yoo.. burada park dolu. :) Hala da yapıyorlar.

      Sil
  4. ama sokak anılarını yazsan yaa.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arada yazıyorum ki.. Parça parça oluyor. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…