Ana içeriğe atla

Üzüm Üzüme Baka Baka Misali.

Atalarımız demiş ya, üzüm üzüme baka baka kararır diye. Ne doğru demiş. İnsan doğduğu andan itibaren ne görüyorsa onu yapıyor. Davranışlarının, karakterinin neredeyse bütünü, gördüğü manzarayla eşdeğer gelişiyor.

Hal böyle olunca, piyasada özgün olmak iyi para getiriyor. Hatta millet özgün ve tek olacağım diye, saçmalıyor.

Hayatımıza Tv girdikten sonra, öğrenme ve görme çevremiz de bir hayli genişledi doğal olarak.
Hemi de nasıl genişledi. Her şeyi kapar olduk.

Bakınız; doktor dövme olayları.
Millet gördü haberlerde. Dedi ki, benim ne eksiğim var. Bende döverim beni sinir eden doktoru. Hem dövene ne oluyor ki. Hiç.. Var mı bir cezası? Ben duymadım. O halde bize kıl davranan doktoru dövmek haktır. Öyle görüyoruz ne de olsa.

Bakınız; şöför dövme olayları.
Millet gördü haberlerde. Dedi ki, benim ne eksiğim var. Bende döverim beni sinir eden şöförü. Hem dövene ne oluyor ki. Hiç... Var mı cezası? Ben duymadım. Hepsi serbest bırakılıyor arkadaş. O halde bana otobüste laf söyleyen şöföre ben uçan tekmede atarım, bıçak da sokarım. Hakkımdır. Kapısını kırar dalarım otobüse, döverim. Ne de olsa öyle gördüm. Yapmam lazım benimde. Ezik miyim la ben.

Akşam haberlerde iki haber vardı. Şöförleri dövmüşler. Bundan evvel yine vardı. Doktor dövenlerin haberleri de öyle.

Millette görüyor bu haberleri. Benim neyim eksik düşüncesiyle yapıyor aynısını. Yoksa birden böyle şöför dövme olayları niye arttı arkadaş. Şöförler mi kıllaşmaya başladı bir anda. Yoksa çok mu dayak yer modunda dolaşır oldular.

Görüyoruz böyle haberleri. Tamam kimimiz dövenlere kızıyoruz da, kimileri de ah ben olsam şöyle yapardım diye düşünüyor kesin. Ve ilk fırsatta dalıyor birine. Nihayetinde kaybettiği bir şey yok ortada. Özgürce hayatına devam ediyor.

Öyle değil mi?
Bize böyle şiddet haberleri iyi gelmiyor. Görüyoruz, resmen cesaretleniyoruz. Cesaretleniyorlar. Kadın cinayetlerinin artmasının nedeni de budur. Şiddet şiddeti çağırıyor. Niye? Çünkü hiç birinin adam gibi cezası yok. Onu biliyorlar. Rahatlar.

Öyle değil mi?

Yorumlar

  1. Ne güzel yazmışsın! Aynen öyle.
    Bir de dizileri eklemek isterim. Şiddet, töre, aldatma, yalan dolan almış başını gitmiş. Bir yandan millet yadırgayarak, kimi zaman öfkeyle izliyor ama bilinç dediğimiz şey çok garip. Hepsi beyinlere öyle bir işleniyor ki, bir süre sonra doğal hale dönüştürülüyor. Kimi istemeden yapıyor, kimisi tüm bunlardan güç alarak yapıyor. Bizim gibi cahili bol olan bir ülkede bu tarz haberlerin, dizilerin, filmlerin çok daha dikkatle verilmesi lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet dizilerde var. Hangisinden etkilenmek daha vahim bilemiyorum.
      Dizi sektörü için bilemem de, haberlere bir ayar çekilebilir. Çekilmesi lazım.

      Sil
  2. Toplum olarak hep birden çıldırıyoruz sanırım.

    YanıtlaSil
  3. çok haklısın.
    bu kadına şiddet sorunu nasıl engellenecek ki acaba.
    :)

    YanıtlaSil
  4. Son paragrafta değindiğin konu gerçekten toplumumuzun yarası ve giderek de büyüyecek bir yara. Bir kere eşit değiliz biz, tabi ki dayak da yeriz başka zulümlerde görürüz.
    Bugün haberlerde rastladım, kadın ya kocasının soyadını alacak ya da alacak. Mikrofon uzatmışlar kadınlara alırız ne olacak diyor.
    Doğru al ne olacak ama diretilen bir şey olmasın, benim seçimim olsun. Bir de aslında sinsi bir baskı da var burada; sonuçta biz evlenene kadar o isim ve soy isimle BEN oluyoruz. Sonra sanki sen başka biri oluyorsun ben uzunca bir süre alışamadım mesela. İmzan değişiyor ne bileyim kendine yabancılaşıyor insan...
    Neyse uzatmayayım, her türlü şiddete karşıyım, kadın erkek ayrımına tümden karşıyım...
    Sevgiler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O konu eskiden de vardı. Kimse birşey demiyordu, şimdi gündeme geldi, önemleşti sanki.
      Sevgiler..
      Teşekkürler.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…