Ana içeriğe atla

Sokak + Çocuk + Dayak

Dün twitterde bir blogdaşın attığı tivite cevap babındadır bu yazdıklarım. Ona cevap olarak yazmayı düşündüğüm şeylerin bir hayli çok olduğunu farkettim.

Yazdığı tivitin özeti şu: sokak ortasında dövülen, azarlanan çocuklar.

Geçen gün, 2.5 yaşındaki yeğenim de yanımda, eve gidiyoruz. Yolda bahsigeçen tivitteki gibi bir olaya şahit olduk.
Çocuğun yaşı en fazla 6, olmadı 7dir. Anladığım kadarıyla evden izinsiz ayrılmış. Onu sokak ortasında şamarlayan ve bağıran, annesi değil üstelik. Kim olduğunu tam çözemedim. Böyle durumlarda o çocuğun yerine kendimi koyarım, bakmam olaya. Zira kim ister, kaç yaşında olursa olsun, ortalık yerde, dayak yemeyi. Azarlanıp aşağılanmayı.

O an, elimde olsaydı yeğenimin gözlerini kapatırdım. O nasıl azar, o nasıl vurmak. İki saniyelik bakmak yetti. Hatta, kadının bağırırken bir yandan, yan yan bize baktığını bile gördüm. Sebep.. bilmiyorum. Ne düşünüyordu o an.

Tamam, kabul ediyorum. Bazen, çocuklar büyükleri fazlasıyla çileden çıkartıyorlar. 2.5 yaşındaki yeğenim bizimle büyüdü diyebilirim. Bazı zamanlar öyle şımarıklıklar yapıyor ki, bağırmadan yapamıyorsun.
Yolda çocuğuna bağıran birini görsem, önce içerleniyorum. Sonra bir düşünüyorum. Haklıdır da, diyorum. Kimbilir, nasıl delirtmiştir kadını, diyorum. Ama o çocuğa bakıyorum. O ağlayan gözlerine. Masumluğuna. Bağrılmayı hiç haketmiyor gibi duruyor.

Evet, kızılmalı. Çocuktur, kızdırır. Çileden de çıkartır. Da... işte bir düşünmek lazım. Herkesin içinde, orta yerde, bağrılmayı, dayak yemeyi gerçekten hak ediyor mu? Yerine kendimizi koyup düşünmek lazım.
Değil mi?






Yorumlar

  1. İçim acıyor benim öyle şeyler görünce... Çocuklar beni çok çileden çıkartmıştır, anlayabiliyorum, ama yine de yakışmıyor işte, yüreği sızlıyor insanın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet.. İnsan o an hak vermek yerine üzülüyor.
      Ama şu da var, kimisinde artık alışkanlık olmuş. Çocuk ne dese, ne yapsa, bağırıyor, kızıyor ve dahası dövüyor. İşte böylelerini hiç anlamıyorum. Allah düşürmesin kimseyi..

      Sil
  2. Maalesef bu durum çok oluyor
    Çocuklar insanların içinde azarlabıyor yada tartaklanıyor bu durum çocuk deyip önemsenmiyır
    Oysa ki kişilik çocuk yaşta gelişiyor bu maalesef unutuluyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef.
      Çocuk deyip küçümsüyoruz. Halbuki onların gören gözleri bizimkinden o kadar farklı ki..

      Sil
  3. ve acaba çocuk seni çileden çıkaracak duruma geitridyse kendine bir bak acaba nerde hata yapıyorsun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi.. o çocuğu yetiştiren sensin. Ama hep vardır ya, iyi huy bizden, kötü huy başkasından geçer çocuğa..

      Sil
  4. Kızmak ve terbiye edici ders niteliğinde azarlamalar hatta ufak popolara vurmak olmalıdır.
    Ama sokak ortasında rencide edici azar ve dayak hayata yenik büyütür o çocuğu :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben severken bile poposuna vuruyorum çocuğun. Tabi, şimdi küçük diye. Büyüyünce yapamayacağım.
      Elbette çocuk bu. Hiç azar işitmeden, söyletmeden büyümez.
      Ama işte dediğiniz gibi, sokağın ortasında, herkesin içinde çok ağır bir şekilde yapılması cidden zarar getirir. Başka bir şey değil.

      Sil
  5. Bizde çocutuk ki ablam gerçekten çok yaramazdı annem asla yolda bağırıp çağırmazdı herşeyi geçtim evde yabancı varsa bile odamıza çağırır öyle kızardı..
    İncinen gurur, aşağılanan çocuk kendini özgüvensiz ve değersiz hisseder.
    Çocukken yaşadığımız ne varsa geleceğimize yansıyo
    Ve şu da unutulmamalı kızılır tabiki ama önce büyük biri var gibi konuştuğunuzda çocuk bunu anlıyo sadece konuşmaya başladığında çocuk reddetmeyi öğrendiği için herşeye hayır diyo ve bu anneyi çıldırtabiliyor.
    Çocuklar geleceğimiz özgüvensiz bir nesil büyütmemek için dikkat etmek lazım gerçekten. .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne de güzel demişsin. Ne mutlu annene.
      Dikkat etmeliyiz. Öfkeye yenilmemeliyiz. Dahası cidden sebebi için kendimizi sorgulamayız.

      Sil
  6. Doğru söylemişsin...
    bir çocuk vardı, ben onun 5 metre yanından geçmeye bile tırsardım yaw..
    Çocuk sadece biraz fazla yaramazdı,
    ama terbiyesiz değildi bak...

    Buradan tüm anne ve babalara sesleniyorum,
    lütfen çocuğunuza terbiye verin.
    ama önce kendinize...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama ne çocukmuş hee.. baksana yanına yaklaşmaya korkar olmuşsun. :)
      Çok doğru bir çağrı bu.. terbiyesi olmayan ne anlar terbiye vermekten..

      Sil
    2. Sarı kafalı, bakkalın belalısı, bacaksız, sümüklü veletin tekiydi işte :)
      şimdilerde kendi bacaksızlarıyla başı derttedir herhalde.
      Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste :)))

      Sil
  7. Ünlü düşünür Mehmet Erdem'in dediği gibi "Sussan olmuyor, susmasan olmaz...". Dayakla çocuk eğitmek geçmişte kaldı. Ama zaman her yerde aynı hızda akmıyor ne yazık ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskilerin çoğunun makul bir nedeni varmış dayak için. Şimdikiler kendi haksızlıklarında bile çocuğu dövüyor..

      Sil
  8. bazı çocuklar gerçekten çook yaramaz oluyor,ama dayak çözüm değil
    gözlemlediğim kadarıyla bazı zamanlarda da kaçınılmaz oluyor,ani refleks gibi :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, ani olanları da var. İlla i olur. Ama işte kimisinde de refleksten öte, huy oluyor.

      Sil
  9. Böylelerini görünce herkes çocuk yapmamalı, IQ seviyesine göre izin verilmeli diyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IQ yı ile ilgili değil, sevgiyle ilgili bu. İçinde bir gıdım merhamet olmayanın hakkı olmamalı aslında bir çocuğa anne olmak..

      Sil
  10. ya vurma dövme filan ne zaman bırakcaz biz yaa :)

    YanıtlaSil
  11. Ne evde ne sokak ortasında çocuğa tek bir fiske vurulmamalıdır.
    Çocuk bu, hata yaparak, hatalarından ders çıkararak büyüyecek.
    Ama dayakla değil!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Dayakla olmamalı ama oluyor. Kimsi böyle aşikar yapıyor, kimi gizli.

      Sil
  12. hele ki küçük bi çocuğa yazıktır..
    Ne zaman akıllanacak bu millet..
    Yazik..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimisi için aylık günlük de farketmiyor, maalesef.

      Sil
  13. Çocuk insanı çileden çıkartabilir gerçekten. Sırf bu yüzden herkes çocuk yapmasın düşüncesindeyim. Çocuk dediğin limitleri zorlar, büyükleri sınar...hayatı öğreniyor sonuçta. Ama şunu da biliyorum kendisini insan yerine koyup açıklama yapan aile büyükleri olduğu sürece arsızlık, yaramazlık bir noktaya kadar indirgenebiliyor. Farklı etkenler bir araya gelince ister istemez bir şımarıklık durumu zaman zaman yaşanabilir.
    Tüm bunların çözümü elbette dayak değil. Ama başta da dediğim gibi çocuk büyütmek herkese göre değil, sadece istemek, sevmek yetmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle, herkesin harcı değil. Hele öyleleri var ki, Allahım o masumları onlardan korusun, diye dua ediyorum.
      Bende sabırlı biri değilim. Kuralcıyımdır. Dediğim olsun isterim. Hep bahsederim ya.. Allah bana hayırlısını nasip etsin İnşaallah.. Yeğenlerim benden diğer teyzelerine göre daha çok çekinirler. Ama onlara bu çekingenliği asla dayakla vermedim. İnşaallah çocuğum olursa da ona da bu saygıyı dayaksız vermek isterim. Zaten saygı sevgi dediğin de gönülden olur değil mi..
      Teşekkürler. :)

      Sil
    2. Kuralcı olmak çocuk için oldukça iyidir:) Alman disiplini burdan gelir. Onlar der ki, kuralsız çocuk büyümez! Çocuğun doğruyu yanlışı ayırt etmesi için kural koymak şarttır. O yüzden uyku düzeni daha bebeklik döneminde verilir, yeme saati bellidir, gezinerek değil masada yenir, araba koltuğu şarttır vs. gibi bitmek bilmez kurallar. Çoğu zaman yabancıların çocukları bizler kadar sevmediği düşünülür, oysa ki tam tersidir. Yani özetle senin kuralcı olman doğru bir işaret:)

      Sil
    3. :)
      Bu dedikleriniz içime su serpti desem. :)
      Çok teşekkürler. İnşaallah, her şeyin hayırlısı olsun. Herkes için.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…