30 Mayıs 2012

En Güzeli Benim Gazetem.

Nihayet baskıya hazırlandı gazeteciğim. Bu konuda belirttiğimden biraz farklı oldu. Üzerinde düşündükçe aklıma yeni şeyler geldi. Ve sonuç olarak, tamamen blogger blogları gazetesi oldu
" HeyHat"
Cümlemize hayırlı uğurlu olsun. :D
Gazetede blogdaşlarımın profil resimlerini kullandım. Umarım, İnşaallah kimse için sorun olmaz. Hepsinin affına sığındım. Bazı blogdaşları da cümle içinde kullandım.
Gazetede yer alan blogdaşlar; Ben Ölmeden(Güven T.), Uzay Boşluğu, Esradan Dünyaya, Mefkuremiz(profösör), Hayal Kahvem, Vladimir, Süpercellma, İstanbulConstantinopleEstambul(Bolat), ŞanslıKedi, SessizGemi, Bir Dalgıcın Hikayesi,

29 Mayıs 2012

Tutuklu Kadınlar



Çocukların hayalgücü farklıdır. Neyi nasıl yorumlayacaklarını kestiremezsiniz. Nasıl gördüklerini de.

Oturduğum yerde yaşadığımız bir hikaye geldi aklıma. Yazayım dedim.
Olayı bizzat yaşayan ablamdır.

Birkaç yıl önce yine taşınmıştık. Biz hep taşınıyoruz zaten. Kiracı olmak böyle bir şey naparsınız.. Taşınmadan evvel ablam sınav için başvuru yapmıştı. O vakitler ortada bir durum olmadığı için, ki bir kiracının ne zaman taşınacağı hiç belli olmaz. Halen oturduğumuz ev adresi verildi başvuruda doğal olarak. Biz taşınınca da değişme zamanı geçmişti. Belki de değiştirilemiyordu. Çünkü sınav sonuç kağıdı gelen, yanlış hatırlamıyorsam.

Biz, taşındığımız eski sahibinin gıcıklığı nedeniyle taşındık. Zaten hep öyle oluyor. Yoksa biz iyi bir kiracıyızdır yani.

Nasıl öğrendiğimizi tam hatırlamıyorum ama ablamın sonuç belgesinin eski adrese geldiğini öğrendik. Ablam gitti almaya. Eski evsahibi vermemiş. Baya konuşmuşlar falan ama yok kadın gıcıklık yapmış, vermemiş. Ablamda “ben almasını bilirim.” diyerekten eve geliyor. Annemi de alıp karakolun yolunu tutuyor. Durumu izah ediyorlar. Karakoldan bir polis aracına binip, doğruca evsahibine gidiyorlar. Annemler arabadan inmiyor, polisler gidip evrağı alıp getiriyorlar.

Şimdi mevzuyu uzatmış gibi görünebilirim ama, asıl mevzu o dakikalarda yaşanıyor zaten. Polis arabasında annemle ablamı gören çocuklar, birbirlerine aynen şöyle diyor:

tutuklu kadınlar... tutuklu kadınlar..




28 Mayıs 2012

Bir Pazar Günü. Dört Yapraksız Yoncalar..


Yine söylüyorum. Yaşlanıyorum herhal. Haftasonu sırf ısınmak için geçtim güneşin altına. Üstümde hırka. Siyah.. Tabureyi çektim, bahçenin güneş gören kısmına. Hasta ve yaşlı insanlar misali hissettim kendimi.

Oturuyorum.. Önümde pembeli beyazlı yoncalar.. Açmışlar yıldız yıldız..

Arılar geliyor.. bir bir konuyorlar herbirine. Yoncalar eğiyor asil ve narin boyunlarını.. arılar alıyorlar alacakları, gidiyorlar. Yoncalar yine asilce dikiliyorlar.

Sonra en az onlar kadar narin kelebekler geliyorlar yanlarına. Ahbap oldukları belli, eğilme merasimi olmuyor aralarında. İki saniyelik sohbetler, sonra elveda.. Geçenlerde az gördüm bu sene kelebekleri diyordum. Meğer, belki de ben kapamışım gözlerimi doğaya. Ki görmemişim güzelliklerini...

O anları resimlemek istedim.. resim çekme isteğim, arzum kabardı yine.. en kısa sürede resim çekebilen bir telefon alacağım. ...

Güneş ısıtıyor bedenimi. Birazda içimi. Biraz, çünkü bende bir gıdım terleme belirtisi yok. Oturduğum yerde ısınmayı bekliyorum, bir bitki gibi. O güzel yoncalara özenmiş olmalıyım. Kesin..

Fırat Can Aydın - Zil Çalınca

Kendisini en son Papatya dizisinde gördük. Orda Necati bey'in (Metin Akpınar) torunu rolündeydi. Şimdilerde Disney Channel kanalının Zil Çalınca dizisinde oynuyor.
Eski oynadığı dizilere bakarak, şimdilerde yavaş yavaş büyüdüğünü farkediyorsunuz. Büyüdüğünü en çok şu resmine bakarak anlamak mümkün. Şu duruşa bakar mısınız?
İsmini nette araştırınca, diziler harici birçok sinema filminde de rol aldığını gördüm. Belki çoğumuz farkında bile değiliz. Zira O ve onun gibi çocuk oyuncular pek dikkat çekmez. Anca aşırı tatlı olursa -bakınız Ö.B.G.Z. Küçük Osman-.
İşte bu yüzden Zil Çalınca dizisini çok yerinde bir dizi bulmuştum. Çünkü tamamı genç kadrodan oluşan, gençlik dizisi diyebileceğimiz bir dizi. Bakınız.


Şimdi gelelim, Fırat Can Aydın kimdir, nerelerde oynamıştır mevzusuna.
1999 doğumludur. Halen okumaktadır.
En çok Papatya dizisiyle tanınmıştır. Tabi Zil Çalınca'dan evvel.
Fırtına, Ateş ve Barut adlı dizilerde ve Beşinci Boyut ve İnsan Aldandı dizilerin bazı bölümlerinde yer almıştır.
Ayrıca; Mahpeyker Kösem Sultan, Dersimiz Atatürk, Adem'in Trenleri, Hayattan Korkma filmlerinde de yer almıştır.
Ve son not, bazı reklam filmlerinde de rol almıştır.

25 Mayıs 2012

Benim Gazetem En Güzeli


Yılın ilk projesi ile karşınızdayım sevgili, sayın, okur-yazarlarım.

Biliyor musunuz ki, çok yakın gelecekte kağıt gazeteler artık olmayacak. Şimdilerde hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Belki bu sebeple ki, hergün yeni bir şey veriyorlar. Kitabı, oyuncağı vesaire..

Projemizin özü, kendi gazetemizi çıkartmak. Hayalimizdeki manşeti atacağız, olmasını istediklerimizi haber yapacağız. Kendi gündemimizi oluşturacağız belki de.

Manşet: manşet dediğin böyle atılır deyip, en okkalı, en etkili en afili manşeti atmakla başlıyoruz. Öyle ya, önemlidir o manşet. Boşuna manşet olmamıştır zira.
Röportaj: hayalindeki o sanatçıyla, yönetmenle, yazarla... artık kimse o kişi, onunla yaptığın röportajı başlıkla belirt. Sen kimle röportaj yapmak istersin? Ve bir resimle onu paylaş. Yani kim o kişi bir görelim bizde. Hatta bilgisi olanlar photoshopla kendi resmiyle yanyana -kendi resmi derken kullandığı avatar resmi diyorum- kullanabilir pekala. Benimki olaya gerçeklik katma için bir öneri.
2.ve 3. sayfa Haberleri: malum 2. sayfa zenginlerin dedikodusudur, 3. sayfa senin benim gibilerin çileli hayatının portresidir. İşte burda da ister 2. sayfada gıcık olduğunuz bir ünlüyü yerden yere vuran bir haber çıkarın, ister göğe. 3. sayfada, idealimizdeki gibi olsun. Sonuçta herşey elimizde değil mi? Dileyen sadece birini seçebilir.
Tv rehberi: olmazsa olmaz bölümüdür bir gazetenin. İlla hertür gazetede olur, ufakta olsa değil mi? İşte size fırsat. İzlemeyi istediğiniz filmleri dizileri, o akşam yayına alın.
İsterseniz ekonomi bölümünü de ekleyebilirsiniz. İşin sırrını biliyorsunuz zaten.
Herşey elimizde. Hatta gazetemize isimde verebiliriz. Başlıkta yer alabilir mesela ismi. Dizaynını, sırasını da kendiniz değiştirin. Ne de olsa editörüde, sahibide biziz. (:
Hadi kolay gelsin. Gazetelerini yayınlayanlar konu altında bildirebilir. İstediğine paslayabilir bu projeyi.
En güzeli benim gazetem... (:

Not: kendi projemi kısmetse bu haftasonu yapacağım.

Behzat Ç. yi Sadece Anneler Sevmiyormuş

Fanatik izleyicisi değilim. Hatta izleyicisi bile değilim. Burdaki yazımda, Behzat Ç.yi annemden kaynaklı izleyemediğimi, annelerin niye Onu sevmediğini yazmıştım.

Halbuki ne çok sevmeyeni varmış Behzat Ç.nin. Artı seveni de çok tabi. Az önce baktığımda #BehzatÇ.yeDokunma adlı TT, Türkiye'nin gündeminde ilk sırasındaydı.
Bugün twitter de TT olu Behzat Ç. Niye? Çünkü bir vekil yahut bakanda olabilir, Behzat Ç.nin “görev sırasında içki içiyor, nikahsız bir ilişki yaşıyor” demiş.
Burdan şunlar anlaşılıyor. Yani en azından ben öyle anlıyorum.
1.olarak demek ki vekillerde Tv izliyormuş oturup. Demek ki güzel ülkemin sorunları bitmiş, ekran başına kurulmaya vakitleri kalıyormuş. Düğündü dernekti, tabi daha başlamadı mevsimi. Hani maaşları çok diyenlere, düğünlerde eli boş olmuyor, illa bir şey bekliyorlar bizden, Türkiye'yi dolaşıyoruz, maaş bize yetmiyor ki.. diyen vekiller. Bakınız ne kadarmış vekil maaşı.
2.olarak sanırım, herhal, izlerken başını kaçırıyorlar ki, dizinin başında yer alan: bu dizideki kurum ve kuruluşlar, şahıslar tamamen hayal ürünüdür. Ciddiye almayın diye yazan kısmı hiç görmüyor bunu diyen-ler.
Türkiye'de konuşulacak, düzeltilecek o kadar çok sorun varken, gidipte bir diziyi sorun etmek inanın gerçekten abes kaçıyor. Kaldı ki, ne diziler var kötü örnek olan.

Bu Resim Ne Anlatmalı Bana - 2



Annelik böyle bir şey işte. Yeri gelir, kendi yavrusunu dışlar, başkasının yavrusuna kendince yapar analığını. Bu yaptığı tamamen içgüdüseldir. Anasal bir içgüdü. Ne boyun posun, ne boyu posu önemlidir. Sen yavru, o ana ise olay bitmiştir. Öylece şaşırıp izlersin sadece oluşan tabloyu.


Bu resim ne anlatmalı bana - birinci konu.