Ana içeriğe atla

Bir Tweetim Bile Yok

Anlıyorsun değil mi?

Bir twitter adresim yoksa niye tweetim olsun ama demi? Ama benim var. Sırf ama sırf meraktan aldım. Evet itiraf ediyorum meraktan sadece. İngilizce ile aram iyi olmadığı için Türkçe olunca bu merakımı gidermek maksadı ile kendimi twitterin o bilinmez, derin mi derin, kör kuyusuna atıverdim.
Ve birkaç takibe değer birilerinin peşine takılmak maksadı ile takipçisi oluverdim.
Ama benim bir takipçim bile yok...



Aldığım o adres öylece duruyor. Ne bakıyor, ne de ilgileniyorum. Hiç tweetsizim twitter aleminde.

Aaa... Olmaz demeyin olur.
Tıpkı Cem Yılmaz gibi.
Yalnız aramızda tek fark var. Onun 750bin takipçisi var. Benim 0 (zero).
Ve artık ikinci farkımız da Cem Yılmaz'ın artık bir tweeti var. Benim yok...

Demek ki neymiş. Tivitır aleminde tivitlemek o kadar da önemli değilmiş. İnsanın yeterki adı olsun.

Yani çıkıp, panpiş punpiş ne demek istendiğiniz anlaşılamayan, abuk sabuk resimlerle tivit atmak, sadece sizin kalitesinizi düşürürmüş. Elegüne tivit malzemesi olurmuşsunuz.

Birçok sanatçının fanclubu vardır nette. Hayranları sırf o sevdiği sanatçı ordadır diye üye olur çoğunlukla. Öyle değil mi? Ama bilir ki aslında sadece adı kullanılan bir sitedir. Yada harbiden onundur da senede birgün uğrarsa bayram edersin.
Hedef ona sevgini göstermektir. Hayranlığını, ona olan manyak ötesi duygularını paylaşmaktır. Gün gelir, görür diye.
İşte hiç tweeti olmayıp ama 750bin takipçisi bulunan Cem Yılmaz da bu olaya benziyor. O 750bin takipçide de büyük ihtimal o umut ve haykırış özlemi var.
Bunu yadırgamamak lazım bence.
Gani Müjde bunu kapalı bir TV 'yi izlemeye benzetmiş de ondan öyle diyorum.

Bizler bir ünlüyü nerde görsek, ne şekilde görsek mercek altına alırız. Takip ederiz. İster sanal olsun bu, ister real. (Bkz. magazin programları.)
Onlar kaçar ( yada biz öyle sanarız), biz kovalarız. İster milyarlarca tiviti olsun, ister hiç...

Ne demişler, kaçan kovalanır...

haber detayı: ntvmsnbc

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…