Ana içeriğe atla

Survivor Dersem Çık Müzik Dersem Çıkma

Evet... Benim neyim eksik diye sorsam ?
Niye mi ? Bi benim mi başım kel ki Nihat Doğan ile ilgili bir yazı eklemiyim şu güzelim bloguma.
Gücenirse ne yaparım Nihat bana. Uykusuz geçer her günüm... Gecelerime birşey demiyorum.

Gelelim haberimize.

Geçtiğimiz günlerde Başbakan ve beraberindeki ekip Somali'ye gitmişlerdi. Bu ekibin içinde Nihat Doğan da bulunuyordu.

İlk şu detayı aktarayım. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kimlerle gideceğini sayarken dil sürçmesi ile Nihat'a da "hanım" demiş.

Nihat Doğan'ın Somali'ye ilk gittiğini duyduğumda aklımdan şu geçti:
" bizi kime emanet etti de gitti oralara Nihat ? "
Malum ülkesini seven ve her an düşünen biri kendileri.

Ve Nihat Doğan Survivor ile gündeme neredeyse hergün gelen bir şahıstı. Survivor Nihat Doğan özleşti.
Türkiye gerçeği, en son ne yaparsan üzerine o bir yapışır pir yapışır. Geçmiş de neler yaptığınız, başarılarınız pek hatırlanmaz. Daha ziyade artık önemsizleşir desek yeridir.

Sevgili Nihat Doğan'ın başına da bu gelmiş. Bir haber kanalı Nihat'ı, Survivor Nihat Doğan olarak takdim etmiş Somali'ye gidenlerin ismini sayarken. Yani türkücü Nihat "sanatçı diyemem hiç kusura bakmasın" olmuş Survivor Nihat.

Milliyet Gazetesi yazarı Ali Eyüpoğlu işte bu noktaya değinmiş yazısında. Nihat'a yapılanın haksızlık olduğunu belirtmiş.

Bu yapılan şey, yapışma, yakıştırma olayı her "ünlü"nün başına gelmiştir herhalde.
Sonuncusu şimdilik Nihat Doğan.

Ha ben Nihat'ı sever miyim ki de değindim bu olaya.
Hayır. Kesinlikle hayır.
Benim dikkatimi genel olarak meydana gelen bu yakıştırma/yapıştırma olayı dikkatimi çekti. Bunu iyi oyunculuklarıyla bir karakteri üstlerine yıllardır yapıştıran gerçek sanatçılar da yaşadı.
Kimi taşlandı, kimi yere göğe sığdıralamadı.

Yani burda, çıkıp bir yarışmada artistlik yapıp, laf kalabalıkları üretip, ülke sevdalısı görünmeyle yapışan bir kelimenin çok da kaydadeğer olduğunu düşünmüyorum.

Bir ve tek Nihat Doğan konulu yazının sonuna geldik.

Bir sürç-ü lisan ettim ise affola...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…