Ana içeriğe atla

Zor Zanaat Bir Milletin Vekili Olmak

Merak ettim. Bir araştırayım dedim nasıl oluyor. Genel olarak şartlarını biliyorum da bilmediklerimde var mı bakalım. Varmış.

Araştırdığım şey, milletvekili olma genel şartları idi. En dikkatimi çekeni vekil olmak için ilkokul yani şimdiki haliyle ilköğretim mezunu olmak kafi imiş.

Şimdi... Biz millet olarak memur olabilmek için en az, altını çizerek belirtmek isterim yine en az 8 sene ilköğretim + 3 sene lise ama şimdi 4 sene + en az yine 2 sene üniversite okumamız gerekli. Lise mezunları da memur oluyor yani daha doğrusu olma hakkına sahipler. Şansları varsa. Ama gelin görün ki sıradan bir memurluk için ben diyim 14 yıl, siz deyin 12 sene okumanın ötesinde birde KPSS denen bir sınav(illet) var önümüzde.

Birde biz öğretmen olmak isteriz, kesin olarak 16 yıl okumamız lazım gelmektedir. Üstüne üstlük yetmez, yine karşımıza KPSS çıkar. Yerleştik, yerleşmedik, yıllar geçer böyle.

Doktor olmak ayrıdır zaten.

Tüm bunların haricinde işçi olarak devam ederiz hayat yolunda. Şimdilerde onun için bile ilköğretim mezunu olmak yetmez bazen. Tecrübe lazımdır. Teorik değil, pratikten adam alınır orda. Hepsinden öte, zordur iççi olmak. Hergün ömrünüzden ömür gider, sağlığınız daha fazla tehdit altındadır. Kaza riskiniz fazladır diğerlerinden.

Ama gelin görün ki emekli olduğunuzda en az maaşı yine işçiler alır.

Okursun dirsek çürütürsün, çalışırsın ömrü tüketirsin, aldığın maaş geçinmene bile yetmez emekliliğinde.

Bir diğeri çıkar, senin vekilin olur. Sözüm ona çok çalışır, çok çok paraya ihtiyacı vardır bir vekil olarak ya, on binin üstünde maaş verilir o senin vekile. Yetmez ama. İki senede bu çileli! yaşamı biter, emekli olma hakkı kazanır, daha vekilliği bitmemişken bile. Yedi bin küsür maaşı da eklenir senin vekilin maaşına.

Ama üzülmeyiz biz. Ne hakkımıza üzülmek, haksızlıkmış demek. Hakkı elbet, o vekiller çok zor şartlarda vekillik yapıyorlar.

Zira zordur, zormuş bu ülkede milletten öte bu milletin vekili olmak ! ...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…