Ana içeriğe atla

2012 / Sözde Kıyamet

Guya her fırsatta film izlemekten, sinemaya gitmekten büyük keyif aldığımı yazıyorum. Ama blogumda izlediğim filmlerle ilgili çok az şey paylaşıyorum. Paylaşmak istemememden değil. Fazla izleyemiyorum. Ne yazık ki bazen dizikolik olduğumu düşünmüyor değilim.

Ama arada filmde izliyorum. Mesela dün akşam Şüphe adlı bir film izledim. Dikizcilik kötü birşeydir, zira bazen ölümle karşı karşıya gelebilirsin. Filmin ana mesajı buydu bence.

Benim bahsetmek istediğim film bu değil.

2012 Kıyamet filmini konuşmak istiyorum. 2012 yılında izlediğim ilk film. Haa değdimi bilemiyorum. Klasik bir konu idi. İnsanlar patır patır ölüverirken, bizim kahramanlara bi şeycik olmuyor.

Asıl konuda ise yine Amerikan filmleri Nuh Tufanını kullanmış. Bilirsiniz, Nuh Tufanı'nda heryeri sular basacaktır. Her canlıdan birer çift alınır gemiye.

2012 filminde de kıyamet yakındır. Nasıl bir kıyamet anlayışıysa onların ki, dünyaya kazık çakmak niyetiyle kocaman bir gemi yaptırırlar. Ama o gemiye giriş para iledir. Parası olmayanlar ölümü hakederler.

Bizim filmin kahramanları bu gemiye kaçak girerler. Sonunda kurtuluşu yine Onlar sayesinde bulur gemidekiler. Gerçi sorunu da onlar oluşturmuştu ama neyse. Nuh Tufanı'ndan esinlenilmiş demiştim ya, bunu sırf gemiden dolayı demedim. Gemiye hayvanları da almışlardı. Üstelik dediklerine göre gemiye alınan insanlar, insan ırkının yeniden çoğalması için özel! seçilmiş insanlarmış. Tabi bu yalan. Gemideki insanlardan gözüme takılan, tanıdık sima İngiltere Kraliçesi idi.

Filmde Nuh Tufanı'ndan ve kıyamet alametlerinden baya bir şey vardı. Adı da 2012 Kıyamet.
Ama yanılıyorlar. Asıl kıyamette kimse canlı kurtulamayacak ki... İşte bunu es geçmişler. Nuh Tufanı'nın sözde kopyasını yapmışlar.

Yorumlar

  1. 2012 filmi bana saçma geldiği için izlememiştim. Yazdıklarını okuyunca da izlemediğime sevindim. Haklıymışım diyerek haklı gururu yaşayabilirim. (:

    Filmi, YENİ Star TV'de Pazar günü vermişti. 2012'ye girerken 2012 kıyamet filmini vermek oldukça güzel bir başlangıç... :)))

    YanıtlaSil
  2. Bir film vardı. Darbe miydi neydi adı. Yoksa dalga mıydı hatırlayamadım. Onda da dünyayı sular alıp götürüyordu. Ve bu filmin son 5 dk.sında oluyordu. Böyle var bi kaç tane. Bu filmde hiç yokken aksiyon iyiydi.
    Bende orda izledim. bekliyorum şimdi :) :)

    YanıtlaSil
  3. Hmmm onu bilmiyorum. Gerçi bayadır doğru düzgün filmde izlemiyorum. Açıkcası çoğu saçma geliyor. :)

    O yüzden dizilere devam. :))

    YanıtlaSil
  4. Bende yerlilere sardım. Bayadır yabancı dizi bakamıyorum.

    YanıtlaSil
  5. Bir sezonda ortalama 10-13 bölüm, bölüm başı 45-60 dakika... Mis mis (:

    YanıtlaSil
  6. Öyle hakketen. Bizi 2 saat dizilere mahkum etmeye çalışıyorlar.
    Düşün bi bölüme 3 bölüm düşüyor. (:

    YanıtlaSil
  7. Takip etmesi hem güç hem de sıkıcı oluyor. Bir de düşünsene senelerce devam ediyor; hikayenin suyunu çıkarana kadar... (:

    YanıtlaSil
  8. O suyu zaten bi çıkarıyorlar, pir çıkarıyorlar. Artık kurumuş dala dönüyor dizi. Kesiyorlar.
    Heba ediyorlar çoğunu.

    Uzatıyorlar derken, geçen okudum, how ı met your mother dizisininde gereksiz uzadığı yazıyordu.
    Onlarda az değil. Prison Break i gereksiz uzatmışlardı.

    YanıtlaSil
  9. HIMYM'ı anneyi merak ettiği için izleyenlerin çok fazla olduğunu sanmıyorum. Açıkcası ben Barney, Marshall başta olmak üzere diğerleri için izliyorum. Mesela Barney ve Marshall'ın tokat iddiası bile izlemeye değer. :)

    Prison Break, Heroes gereksiz yere uzayanlardan. Haklısın. Onlarda da gereksiz uzatma var ama bizdeki kadar çok değil gibi. Tabi ben kendi izlediğim dizilere göre yorum yapıyorum. :)

    YanıtlaSil
  10. (: yerellik yapacağım ya hemen onlara laf uzattım. :D

    Bende bi onları biliyorum. Birde şu adada mahsur kalanların dizisini.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…