Ana içeriğe atla

Seksenler - 80ler - Merhaba Dedi

Bu yazımda bolca övgüler yağdırdığım dizi Seksenler 'in ilk bölümünü izledik nihayetinde.
Bilindiği üzre dizi iki zamanlı. Bir şimdiki zamanda, birde adını aldığı 80'lerde geçiyor.
Şimdiki zamanda, evin çocukları Ahmet, Nazlı ve Çağatay, evi kat karşılığı satma niyetindeler. Evin büyük oğlu olan Ahmet, her ne kadar babam razı olmaz desede, içten içe onunda pek satılmasına gönlü yok gibi. Kolay değil insanın anılarından ayrılması.

Bunun haricinde tüm evlatlar evlenip barklanmış tabi. Durumları iyi nispeten. Nazlı'nın kocası, bahsettiği çocuğu nerelerde diye sorarkene, boşanmış olduğunu öğreniyoruz.
Nitekim bununla ilgili 80lerde bir görücü olayı anımsanıyor. Hala bu usul görüşüp evlenenler var. yani hiçde mazi değil bizim için.

Olaylar şimdiki zamanda konuşuldukça, hatıra gelen anılarla 80lere yolculuk ediliyor.

Evin küçük odasına kurulan soba. Etrafında toplaşılıp edilen sohbetler. Üzerinde pişirilen kestaneler. Ben sabahları ekmekde kızartmalarını beklerdim. Haftasonu olağan banyo olayı. İlk kim girecek muhabbeti.
Hepsi öyle tanıdık ki.

80lerde abisinin biricik kardeşi olan Çağatay, her ne yapmışsa artık – ondan beklerim. Abisinin paralarını az yemedi- şimdilerde abi Ahmet'le araları bozuk. Bunu da gelecek bölümlerde öğreniriz artık.

80lerin bozulmuş düzeni de dizide yerini alsada asıl olan o zamanlarda varolan komşuluklar. Henüz koparılmamış aile bağları.

Salı sallandı mı bilemiyorum ama ağzımıza bir tatlı bal sürdüğü açık Seksenler dizisinin. Bu sebepledir ki bekliyoruz ikinci bölümü.

Yorumlar

  1. Yazıyı okuduktan sonra diziyi izleyim diyordum. Vazgeçtim, önce diziyi izleyim, sonra yorumunu okuyacağım. (:

    YanıtlaSil
  2. Siyasi kısmı hariç kalanını 80lerin sonu 90ların başında yaşamış biri olarak beğendim. (: Yorumlarına katılıyorum. Bunlara ek olarak pastanede karşıt görüşlü iki kişinin karşılaşması da güzel bir mesaj içeriyordu. Tabi ki anlayana...

    80lere daha ağırlık verildiği sürece takip edeceğim.

    YanıtlaSil
  3. Evet değişik bir sahne idi. Diyalogları falan.
    Evet adına yakıştığı sürece izlenebilir. Bu arada Ahmet'in eşi Gülden'le nasıl tanıştığını falan kaçırmışım ben. Şimdi meraklandım acaba bu kadar zıtken nasıl bir araya geldiler?

    YanıtlaSil
  4. Onu da sonraki bölümlere sakladılar artık Efenim. (: Ancak şunu söyleyebilirim ki; o dönemdeki gelecek planlarının hiç biri tutmayınca, onu karşılıksız seven tek insana gitti. Ya da esas oğlan kızın kahramanı oldu. (:

    YanıtlaSil
  5. Evet ilk bölümden baya soru işareti bırakmayı başardılar yani.
    İkisi de olabilir diyorum. (:

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…