Ana içeriğe atla

Eyvah Düşüyorum

Eser Yenenlerle “eyvah düşüyorum

Çarşamba günleri çıkıyor ama ben haftasonu cumartesi saat 10.30 daki tekrarına bakıyorum.


Ana yarışmacılar genelde bi tip oluyor. Bir tip değil, değişik yani. Hususi seçilmişler belli. Diğer yarışmacılarda birbirinden renkli.

Yarışma iki yarışmacının Eser'in dediği haliyle düellosundan oluşuyor. 30 saniyelik zamanda soruyu bildin bildin. Bilemedin “evyah düşüyorum” diyorsun. Ama ana yarışmacının bir avantajı var. İki pas hakkı bulunuyor. Soruyu bilemedi mi pas diyor diğer yarışmacı biliyorsa ne ala. Bilemiyorsa gitti.

Eğlenceli bir yarışma. Soruları çok değişik hazırlamışlar. Bildiğin şeyi bile öyle bir değişik açıdan soruyorlar ki aaa buymuş diyorsun cevabı görünce. Mesela aklımda kalan bir soru; Şirin'e hayranlığı ile bilinen kişi. Kim? Ferhat. Direk Şirin denilince inanın benim aklıma direk Şirinlerdeki şirin geldi.

Mesela şarkı sözü tamamlama soruları oluyor. Ritmiyle mırıldanıp söylemek baya işe yarıyor. Sayı soruları var. Onda da en yakın sayıdan başlayıp sayarak gittiğinde cevabı söylediğinde bilmiş oluyorsun.

10 tur var. 10 yarışmacı ile yarışıp hepsini geçersen, ki biri çok yaklaştı ama korktu yarışmadı. 500 T.L. Alıyorsun. Ee vazgeçip gittiğinde sana her elediğin yarışmacının masasından topladığın paralar veriliyor. İki 15.000, iki 10.000, iki 5.000, iki 1.000 ve iki tane 1 lira olarak yarışmacılara paylaşılıyor. Sende eledikçe artık hangisi çıkarsa, 7. yarışmacıya kadar topluyorsun. Zaten iki 15.000 çıktı mı kafadan 30 ediyor. Buda iyi para yani. Millette bu parayı son anda ziyan etmek istemiyor. Çünkü kaybederse diğer yarışmacı alıyor onun biriktirdiğini. Ama ilk zamanlarda düşürdü diyelim o 10 kişiden biri ana yarışmacıyı. O zaman 10.000 alıyor düşüren.

Bence o ilginç soruları için, güldüren diyalogları için bile izlenir yarışma.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…