Ana içeriğe atla

Kaybolmuş Bir Aşk, Gören Var mı?

Yola çıktım arıyorum, kaybettiğim aşkımı...

Ama ne aradığımı da unuttum. Nasıl birşeydi, neye benziyordu hatırlamıyorum ki... Sahi ben ne arıyorum ki? ...

Kim söylüyordu unuttum şarkıyı. Ama dilimde. “ yola çıktım arıyorum kaybettiğim aşkımı..”

Ara ki bulasın. Bi kayboldu mu bulmak öyle her yiğidin harcı değildir hee. O yüzden elinden gelen tüm itina, özen ve bilimum bakımı göstereceksin aşk'ına.

Şimdi... Burda elde tutulmaya çalışan ne? Ya da kim? Neyin nesi, kimin fesi? Ne arıyorum ben. Ki hatta ne kaybettim ben. Aşkı mı yoksa “aşk”ı mı? Aşkımı mı kaybettim yoksa duygumu mu?

Önemli hususlar bunlar. Önce bunu ayırt etmek lazım demi ama ? Şayet ben aşkımı kaybetmişsem, belki biraz durumum acınası gibi görünebilir. Sonuçta o yoksa, gitmişse, ortada aşk da yok demektir. Ammavelakin giden bendeki “aşk” ise, işte o zaman halim duman. Karşımda duran kim? Tanıyor muyum acaba? Sanki gördüm bi yerlerden ama nerden. Herhalde tanıştık bir zamanlar. Ama “aşk” yok. O burda. Napacağım ben şimdi...

İşte böylesi karışır ortalık duygu gidince. Daha yaygın terimle bitince “ aşk”. Sonra başla aramaya ki, bulasın. Vay haline.. Ne aradığını bilmeden, ezbere yöntemlerle ara sen “aşk”ı. Belki bulursun cicimcim. Bol şans...

Ben aşkı sende buldum...
Diyor ya bir başka şarkı. O bütünün hiç ayrılmaması dileğimle...

Yorumlar

  1. Aşkını kaybettiysen zaten "aşk"ın değildir. İçindeki "aşk"ı kaybetmediğin sürece de günü gelir birinde bulursun "aşk"ın diğer parçasını; tamamlayıcısını...

    YanıtlaSil
  2. O hep içimde yani. sadece yarım. bir elmanın diğer yarısını bulmak gibi yani.
    Ama ben belki kullanılmış bir yarım istemiyorum. Benimle yeniden doğsun istiyorum. Çok mu şey istemek olur bu? Yada şımarıklık ?

    YanıtlaSil
  3. Kullanılmamış bir yarım bulamazsın. Hiç birlikteliği olmasa bile herkes en az bir kere aşık olmuştur. Aşık olmamamış, senin deyiminle kullanılmamış, bir yarım için Türkan Şoray gibi çocukluktan birini yetiştirmelisin. Ki filmi hatırlarsan, o çocuk bile büyüdüğünde başkasına aşık olmuştu. (:

    Kırıntısı, soru işaretleri kalmamış bir yarım ile yeniden doğuşu sağlamak mümkündür, diye düşünüyorum ama...

    YanıtlaSil
  4. Aşk böylesi birşey. İlla seni bulur, döner döner bulur...
    Aşk doğmamış bir bebek misali. Doğuran değil, büyüten önemli.

    çok zıt bir yorum oldu. (:

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…