Ana içeriğe atla

Facebook Popülerliği ve Şarkılar


Şimdilerde örnekleri çok ama facebook hala çoğunluğun gözbebeği. İlk gözağrısı. Bırakamıyorlar artık o derecede. Aslında bu bırakamamanın altında yatan neden, yılların emeğine kıyamama. Sonrasında binbir zahmetle edinilen çevre, takipciler. Rekora koşan beğeni sayıları.. falanda filan işte. Kolay değil, o popülerlikten bir anda vazgeçmek.

Velhasıl bu sebeplerle çoğunluk, şimdi birçok örneği çıksa da Facebooku bırakamıyor. Alışmışlık da var, sınırsız olmasının verdiği rahatlıkta tabi. Burda 140 harf sınırlı Twittera taş atma sözkonusudur. Lütfen gözden kaçmasın.

Bunca zaman sonrasında popüler olan ve hala olan Facebook, adına şarkılar bile yaptırdı.

Şimdi sanmayın ki size İsmail Y.K.nın şarkısından bahsedeceğim.

Hayır...

Kesinlikle hayır.

O adamın haberi olmaz benim blogumda. (Çok büyük mü konuştum acaba..?)

Ben size Karadeniz kokulu bir şarkıdan bahsedeceğim. Konusu tabiki de Facebook.

Duyanlar vardır. Yani varsa belirtin olur mu? Bileyim.

Duymayanlar da tabi söylesin. Bunu illa söyleme gereği niye duyduysam artık. Lafı uzatıyorum, başka bir şey değil.

Ve işte karşınızda, komik ve doğal bir Karadeniz şarkısı ve onun güzel, bir o kadar da komik klibi.

İbrahim Gülpınar – Facebook şarkısı.

Yorumlar

  1. Valla geçen Facede en az 70 kişiyi sildim..Nedeni dıdısının dıdısı eklemiş bende kabul etmişim tanımam etmem..Yalnız bişey dicem face daha eğlenceli gibi sanki..İnsanların neler yapıp ettiklerini, neleri paylaştıklarını birebir takip ediyorsun..Mesela Kurgu Romanı ben blog olarak açtım ilk istediğim aktivitasyonu alamadım sonra Facede sayfa açtım link verdim vs. vs. daha birebir gibi oldu..Bu tarz paylaşımlarda Face daha etkili ..Bi Tivitim yok aman o da olmasın hiiiç uğraşamam..:):):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet vakti zamanında kabul ediyoruz, sonra bakıyoruz ki, tanımıyoruz. Siz yine silmişsiniz, ben toptan iptal etmiştim hesabımı. :D
      Şimdi yabancı kimse yok. En iyisi.

      Sil
  2. bilmiyodum. izledim komik sevimli.
    :)
    artık feysi olmayanı antisosyal diye işe almıyorlar, kız vermiyorlar.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. :)
      Hımm.. o zaman iyi ki kızım ben. :) Pek aram yok, üyeliğim var gibi gibi sadece.

      Sil
  3. amerikalılar çok muhafazakar ve aileye çok düşkünler.
    filmlere bakma sen.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok bende o tip aileye düşkün olan filmlerini kastettimdi. Doğru ise ne ala.. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…