Ana içeriğe atla

Tarzımı Arıyorum.


Gören var mı?

Iyykk.. iğrenç oldu, geri aldım. Yokmuş gibi farzedin bu cümleyi. (Silsene kardeşim o zaman diyenlere, o zaman iğrenç olduğumu nasıl öğreneceksin ki, diyorum.)

Evet.

Ben öyle her konuda, gerekli gereksiz konuşmaktan galiba sıkıldım. Dünde bumerangda blog tarzı ile ilgili bir şeyler okudum. Bir blogun tarzı olmalıymış. Belli bir konuda yazmakla oluyormuş bu tarz olayı da. Mesela yemekler, mesela gezi turları tavsiyeler, mesela dizi film konuları... gibi gibi..

Şimdi, bunları okuyunca da kendimi düşündüm. Mübarek ortaya karışık bir pizza çıkartmışım. Ohh.. mis, hemi de. (Kendimi yağlamasam olmaz.)

Şaka bir yana, cidden belli bir konuya mı yönelsem, yoksa birinin dediği gibi, böyle her konudan yazmak da ayrı bir tarz mı oluyor ki acaba?

Bunları düşünürken de, aklıma bu blogu niye açtığımı düşünüyorum. Bazı şeyleri içimde tutmamak için. Yazmak için. Ama dediğim gibi kendime belli bir rota çizmedim.
Aslında bunun nedeni sanırım bendeki tutku eksikliği. Belli bir şeye bağlanamıyorum. Öyle çokca sevemiyorum. Hayranlık duygum eksik kalmış benim. Mesela böyle bir şarkıcı için kendini parçalayan insanları anlamakta güçlük çekerim. Yani burada bu örneği, iyi bir örnek olduğu için verdim. Amacım kimseyi yadırgamak değil.

Yani insan bir şeyin ucundan tutar, hayatı boyunca onun için savaşır ya. O duygu bende hiç filiz vermedi şimdiye kadar. Belki de daha karşıma çıkmadı. Hoş, bu saatten sonra çıksa ne olur, çıkmasa ne.. Evet evet.. bu 3lü yaşlar bana şimdiden ağır gelmeye başladı. Halbuki ben daha küçücük bir kızım.. minnacık..
Daha tarzı bile olmayan bir blogdaşcık...

Yorumlar

  1. Ben senin tarzını beğeniyorum :)
    Bence bir tarzın var,
    Güzel yazıyorsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Öyle bir içim burkulmuştu, iyi geldiniz. :)

      Sil
  2. Yavyum kıyamam sana,
    anam üzülmüş de
    ayy yazık :D

    ama bak,
    kimi kendinden bahseder,
    kimi yaptıklarından,
    kimi gördüğünü yazar, kimi okuduğunu,
    ayıptır söylemesi kiminin tuvalet alışkanlığını bile biliyoruz yani :D
    ama sen içinden geçeni yazıyorsun
    işte bu kadar...
    senin tarzın bu
    bizi sensiz, bizi hayalsiz bırakma abuk sabuk seylerin uğruna.
    bırak sen onları, bunları...

    bu yolda yürü,
    kim tutar seni :)


    İdolümsün benim :P :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vayy.. İdol olmak şahanee.. :p :D
      Teşekkür ederim..

      Sil
  3. bence senin tarzın varki hayalperestim asıl sorunlu benim geliba şöyle bi dönüp kendime baktım da bi acıklandım kendime:DDD
    hiç kasmanın alemi yok yazıyoruz eğleniyoruz tamam işte iyi kötü okunuyoruz da çok şükür tarzsız olsak ne olur içimizdeki samimiyeti karşı taraf hissetsin yeter :DD

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel dediniz aslında. O samimiyeti hissetirmek galiba asolan. Çok teşekkürler. :)

      Sil
  4. Hayat gittikçe üstümüze yük bindiriyor önemli olan onu birileri ile ortaklaşa taşımak bezelye :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Güzel bir bakış açısı. Sevdim.

      Sil
  5. kişisel bog diye bi tarz da yok mu?

    o gruba gireriz biz zorlarsak :)

    YanıtlaSil
  6. Bence herkesin bir tarzı var. İllaki bir kategoriye ait olmamız da gerekmez.

    YanıtlaSil
  7. ayyyy böle iyi yaaaaa.
    sonu ne güzeldi.
    :)

    YanıtlaSil
  8. bu yazıyı bende okudum ve haklı buldum bır tarzımız olmalı ama şu da var ki ınsan neden mutlu oluyorsa onu yapmalı paylaşmalı yazmalı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Galiba esas sevilen de onlar oluyor. :)

      Sil
  9. Önemli olan tarz değil yzılarındaki samimiyet ve içinden geçenleri rahatlıkla dökebilmendir.Varsın isteyen tarz yapsın sen karışıkta olsa bu yolda devam et:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyleyse yola devam.. Teşekkür ederim. :)

      Sil
  10. Yoooo kim demiş onu, senin tarzın da bu işte
    her şeyden biraz daha ne istiyorsun :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Aç gözlülüğüm tutmuş. :) :)

      Sil
  11. Bence böyle güzelsin(:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bende öyle olduğuna kanaat getirdim artık. :) Teşekkürler.

      Sil
  12. Bence böyle daha iyi ya
    Tek bir tarz demek; rutinleşmek demek
    Rutine dönerse yazmakta sıkıcı bir hal almaz mı?
    Böyle daha iyi bence :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. demek ki benim bunları duymam lazımmış. :) :)
      Teşekkürler, aynen devam.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…