Ana içeriğe atla

Kıymet


İnsan kıymet bilmez, kaybetmeden. Düşmeden bilemez ki, derinlikler mi güzel, zirve mi? Direk zirveye varan, nasıl bilsin ki derinliği...

Kıymet bilmek için, o derinliği bilmek lazım. Dibi görmek lazım, arada. Yoksa çarpar, zirvenin soğuk rüzgarları insanı.

Kaybetmeli insan arada. Bilmeli o duyguyu da. Ki kıymet bilsin zirvedeyken. Düşmeyi bilsin. Sonra kalkmayı. Derinliği de görsün bilsin de, zirvenin rüzgarı başını döndürmesin.

Düşmeden kalkmayı öğrenene zor değil düşmesi. Ama kalkmak için gerekli azmi, derinden zirveye gideninkinden çok olur. Çünkü bilir, zirvenin tadını. Damağındadır. Ve yine tatmak için elinden geleni yapar. Zirvenin kıymetini anlar.
Bu arada derinliklerinde tadını alır. Derinliğin suyunda boğulmadan yaşamayı öğrendiğinde, o derinliklerde yalnız olmadığını fark eder insan. Kiminin o derinliklerden zirveye çıkmak için uğraşmadığını görür. Mutlu olduğunu da. Derinlerde yaşamanın boğulmak olmadığını da görür. İnsanın isterse her yerde mutlu olabileceğini anlar. Zirveye tırmanırken mutlu olmayı unutmaması gerektiğini anlar.

Zirve de soğuktur, derinlerde. İnsan bir gülümsemesiyle ısıtır, bulunduğu yeri. Yeter ki kıymet bilsin. 
Ve anlar ki, herkesin zirvesi kendine göre değişir. O derindekinin neden zirveye çıkmak için uğraşmadığını da o an anlar. Kıymet bilmek budur belki de...




Yorumlar

  1. bak valla bu düşündüklerin inan öle ama öle doğru ki.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bulunduğumuz noktanın kıymetini bilmek lazım. Yani şükretmek. :)

      Sil
  2. Hayalperest; epey oldu uğramadım diye düşünürken blogumdaki yorumun sonrası... bir de fark ettim ki profilinden; Derince - Kocaeli'liymişsin. E ben de oralıyım... Ne tesadüf. ^^

    Sevgilerimle,
    Luna

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel bir tesadüfmüş o halde. :)
      Hep beklerim.
      Sevgiler.. :)

      Sil
  3. Dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz genelde. Mutluluk konusuna...
    Tam da yazdığın gibi işte. Bunun yazılı olduğu bir kaynak yok; kim hayattan ne bekliyorsa, ne hayal kırıklığı varsa, hedefi neyse vs.ona göre mutluluk kavramı da değişir.
    Her şeyden keyif almaya bakacaksın, hayat bize bir kere sunulmuş. Düşeceksin, kalkacaksın, ağlayacaksın, sevineceksin...yaşamdaki her duyguyu yaşıyoruz ve yaşayacağız işte:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen.. Kimi bir avuç yemekle mutluluğu yakalarken, diğeri koca bir pasta ile yaşar o mutluluğu.
      Beklenti yükselince mutluluk da o kadar uzaklaşıyor sanki..
      Şu hayatı gönlümüzce ve mutluluk dolu yaşamayı bir başarsak.. O zaman ne mutlu bize. :)

      Sil
  4. o değil de, gerçekten kıymet bilmek lazım. Artık nasıl eğitir insan da bu meziyete sahip olur bilemem ama...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşadıkça o meziyete sahip oluyoruz galiba.

      Sil
  5. Biz insanlar ne kadar nankörüz değil mi? Kaybetmeden hiç bir şeyin değerini anlayamıyoruz .
    İş işten geçtikten sonra da dövünür dururuz .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle.. Keşke kaybetmeden kıymet bilebilsek.. az da olsa.

      Sil
  6. Ne zirve isterim ne de dip, mutlu olduğum yerde kalayım bana yeter.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle tabi. Herkes kaldığı yerde mutlu olmak ister. mutlu olduğun yer senin zirvendir zaten. Ve tam demek istediğim şey de bu. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…