Ana içeriğe atla

Çiçekçi - Sürpriz Hediye



Çok sevdiği arkadaşının doğum günü yaklaşıyordu. Ona değişik bir hediye almak istiyordu. Arkadaşının da değişik bir insan olduğunuda düşünmüyor değildi. Bazı zamanlar ona hayranlık duyduğu bile olurdu.
Yolda giderken birden güzel bir koku duydu. Çiçek kokusuydu bu. Çok hoşuna gitti. Baktı ki çiçekçinin önünde. O an arkadaşının, evimde imkan olsa sera bile yaparım, dediğini anımsadı. İşte değişik bir hediye seçeneği, çiçek. Demek ki bitkileri seviyor. Uğraşmayı seviyor. Çiçekte seviyordur dedi. Çok düşünmeden çiçekçiden içeri girdi.
İçeride iki kişi vardı. Biri orta yaşlarında kadın, diğeri elinde çiçekle kadına bir şeyler anlatan genç bir adam. Etrafına bakıp başka biri var mı diye kontrol etti ama başka kimse yoktu. Yanlarına yaklaştı. Muhabbetleri öyle koyuydu ki, onu görmemişlerdi bile.
Kulak kabartıp dinlemeye başladı. Genç adamın sesinden etkilenmemek elde değildi. Anladığı kadarıyla elindeki çiçeğin hikayesini anlatıyordu. Ama anlatmıyor, adeta yaşıyordu. Elindekini bir bebek, kırılacak narin bir eşya gibi öyle narin tutuyordu ki. Sadece elindeki çiçeğe ve anlattığı hikayeye odaklanmıştı. Karşısındaki kadında büyülenmiş gibi onu dinliyordu.
Çok geçmeden o da kendini hikayeye kaptırmıştı. Ama çabuk bitmişti ne yazık ki. Genç adam sözü bitince ona doğru döndü ve hoşgeldiniz dedi. Diğer kadın da çiçeği alıyorum dedi, heyecanla. Gülümsedi ikisi de. Onlar kasaya doğru yöneldiler. O da çiçekler arasında dolaşmaya başladı. Çoğunu ilk kez görüyordu. Dikkat ettiği başka şey ise, dükkanın düzeni idi. Çiçek açan ve açmayanlar çok iyi birleştirilmişti. İçerisi rengarenkti ve mis gibi kokuyordu.
Çiçeklere bakıp dalıp gitmişken, sanırım aklınızda hiçbir fikir yok, diyen o genç adamın sesiyle irkildi. Gülümseyerek, hayır anlamında başını salladı. Utanırcasına, usulca, yardım eder misiniz? Diye sordu.
Genç adam, usulen şimdi kim için alacaksınız sorusunu sormam lazım ama sormuyorum. Ben, kim çiçeği alacaksa, onun için seçerim, dedi.
Ama beni tanımıyorsunuz bile, dedi o da. Genç adam, göz kırpıp, bir dakika işareti yaptıktan sonra, ve yine gülümseyerek az ileriye gitti. Şöyle bir bakındı. Sonra bir şey kapıp geldi yanına.
Bunu almanızı tavsiye ediyorum, dedi. Uzattı. Ne olduğunu anlamaya çalışarak aldı eline. Bu sadece soğana benziyordu. Birkaç tane soğan. Çiçek konusunda o kadar cahil değildi. Bunların ekilmesi gerektiğini biliyordu. Ama ben böyle istemiyorum diyerek, elindekileri uzattı. Ama genç adam almadı.
Hayır, dedi. Bunların ne çiçeği olduğunu bile söylemeyeceğim. Tamamen sürpriz olacak. Sürpriz bir hediye.
Hediye olacağını söylememiştim ki, dedi. Genç adam, o da benim sırrım olsun, diyerek elindeki soğanları aldı ve bunları güzel bir hediye paketi yapalım, dedi. Alıyorum demedim ki ama. Alacaksın ama... diyerek, ona bir bakış attı. Yüzü öyle masum gelmişti ki, sanki ona alacaktı. Peki dedi, alıyorum. Ama ne çiçeği onu söyleyin bana. Hayır dedi, söylemem. Arkadaşınla beraber heyecanla bekleyin sonucu. Bunları şimdi ekebilir, zamanı. Çok geçmeden büyürler. Arkadaşın onlara çok iyi bakacak. Biliyorum, dedi.
İyice artmıştı heyecanı. Aslında böyle bilmiş bilmiş konuşan insanları sevmezdi. Ama bu genç adamınki öyle bilmişlik değildi. İnsanı etkileyen bir yönü vardı. Sanki onun kararsız olduğunu anlamış da kısa yoldan, hemencecik işini görmüştü. Saatlerce kararsızlık içinde seçim yapmaktan kurtarmıştı onu. İçten içe öyle sevinmişti ki buna. İyi ki buraya gelmişti. Hem işini halletti, hem de bu yakışıklı ve etkileyici insanla tanışmıştı. Arada gelse, çiçek alsa, çok tuhaf kaçar mıydı ki..
O bunları düşünürken, genç adam çiçek soğanlarını çok güzel paketlemişti. Eline aldığı kağıt ve kalemi ona uzatıp, küçük bir not yazmaya ne dersin, dedi. Bu insana hayır demek ne mümkündü ki, tabi diyerek aldı eline kalemi. İlk aklına geleni yaz, düşünme, dedi adam. O da karaladı bir şeyler. Oldu mu diye sordu ama adam bakmadı. Yazdıysan, olmuştur. Çok düşünme.
Haklıydı. İçinden geçenleri yazmıştı işte.
Elini uzatıp, çok teşekkür ederim. Beni çok mutlu ettiniz dedi. Genç adamda elini sıkıca tuttu. Asıl ben mutlu oldum. Ne desem, ne yapsam hiç itiraz etmediniz. Senden önce çıkan o kadın, alacağı çiçeğin hikayesi var mı diye sormuştu. Bende o an aklıma gelen güzel bir hikaye anlattım ona. Sırf hikayeyi beğendiği için aldı çiçeği. Yoksa alacağını hiç sanmıyordum. Ve sen, içeri girdiğini farkettim. Kararsızlığın yüzünden okunuyordu. Çünkü nereye bakacağını bilmiyordun ve hemen içeride birini aradın. Yani acil yardıma ihtiyacın vardı. Bende sana yardımcı oldum.
Şaşkınlığı ve hayranlığından ne diyeceğini bilemedi. Genç adam, usulca elini öpüp bıraktı. Yine beklerim, dedi.
Geleceğim, diyerek ayrıldı çiçekçiden. Öyle mutluydu ki.

Yorumlar

  1. Yine gitsiiiiiin :)

    Ellerine sağlık, çok güzel yazmışsın
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Bakalım. Belki gider yine..
      Teşekkürler.

      Sil
  2. çok hoş ya.
    yaşanmış bir öykü bu belli.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşanmış olabilir de, kim yaşamış bilmiyorum. :) ben öyle içimden geldi, yazdım. :)

      Sil
  3. Elinize kaleminize sağlık güzel yazmışsınız online çiçek siparişi vermek isterseniz www.turkflowers.com dan evinizin konforunda yurt içi ve yurt dışı online çiçek siparişi verebilirsiniz

    YanıtlaSil
  4. Teşekkürler .. paylaşım için ...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…