6 Haziran 2013

Üç Evre.




İlk evrede, parayı bulmuş kişiler, oturdukları o bahçeli güzelim evlerini beğenmemeye başlayıp, kendilerini apartman dairelerine atarlar. Yahut yıktırıp yerine apartmanı diktiriverir.

İkinci evrede, eldeki para daha da çoğalır. Gökdelenlere kapağı atarlar.

Üçüncü evrede ise, iyice bollaşan paraları ile kendilerine bahçeli, lüks bir malikane alırlar.

Aslında bakınca, ilk başlarda beğenmedikleri o bahçeli evden sadece lüks olarak ayrıldığı görülür.
Oysa en büyük fark, o lüksden ötedir. Fark, o kocaman evde çekilen yalnızlıktır. Komşusuz bir yaşamdır. Yani insansız bir yaşam.

Şimdilerde çoğumuzun burun kıvırdığı o bahçeli müstakil evlere dönüş çoktan başladı. Farkında bile değiliz.
Parası çok bol olanların ilk tercihi de yine o bahçeli evler oluyor. E tabi parasına göre şimdilerin iyisini seçiyor. Ama mantık aynı değil mi? İstenilen sadece huzur. O yeşilin ve tabiatın verdiği huzur. Ama işte tek eksik nokta, komşuluk.


6 yorum:

  1. o zaman demek ki zenginler şehir dışlarına gidecek, şehir bize kalacak.
    :)
    sende kesinlikle bir bilgelik başladı bak.
    çok sakin ve uzaktan bakabiliyosun hayata.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hımm.. evet iyi bir tespit. :)
      yok, yok.. Öyle geliyor arada aklıma işte. :)

      Sil
  2. İç huzurumuz olmadıkça maddi hiçbir şey bize o huzuru veremez..
    Diyorum, dedim bile..
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef öyle. Parası olan çoğu kişi de huzuru böyle maddiyatta arıyor.
      İyi dedin iyi. :)

      Sil
    2. Ben buldum, benim minik kızımın gözlerinde huzur.

      Aslında o kadar yakın ve o kadar yakın huzur :)

      Sil