Ana içeriğe atla

Pamuk İpliği.


Balonun özgürlüğü ile arasında sadece ince bir ip vardır. İncedir ama sağlamdır o ip. Balonun uçup gitmesine izin vermez.
Sandalın o engin denizlerde özgürce salınmasını engelleyen bir iptir. Kalın ve sağlam bir ip. Çekip gitmesine izin vermez saldalın. Oysa sandalın içi gider, o dalgaların her dokunuşunda... ama ip sağlamdır.
İnsanın hayalleri ve umutları vardır. Onu hayata bağlayan. Tıpkı ip gibi. Ama tek fark vardır diğer iplerle. O balonu, sandalı ve diğerlerini özgürlüklerinden ayıran o ip, insanı hayata, özgürlüğe bağlar.
İnsan, o balonu özgürlüğünden edeceğim diye sağlam iplikler kullanırken, kendi özgürlüğü için pamuk ipliği kullanır. En ufak dalgada, rüzgarda kopan... savrulup kaybolan.. pamuk ipliğine bağlı hayatların balon kadar mı değeri yoktur ki...

Yorumlar

  1. İnsanın kendini sorgulamasına sebep olan bir yazı...

    YanıtlaSil
  2. bizim dışımızda gelişen şeylerin garantisini kesin çizgilerle belirliyoruz ama asıl önemli olan bizim hayatımız olunca kendimizi biraz gözardı ediyoruz sanırım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oysa biz olmasak, o yaşananların bir manası olmayacak.. çünkü bilmeyeceğiz ki, göremeyeceğiz ki..

      Sil
    2. işte bunu bir anlasak sorun kalmayacak ama biz bunu anlayıncaya kadar bir ömür geçmiş oluyor :(

      Sil
    3. Bazen aklıma geliyor, ne yalan söyleyeyim, içim daralıyor. Belki de korkuyorum. :)

      Sil
  3. hayatların değersizliği konusu benim de durmadan düşündüğüm şeydir ama, sonu kötüye dayanıyor. insan inandıklarına kızıyor gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoğu zaman değersizleştirdiğimizi bile anlamıyoruz..

      Sil
  4. cok sevdım yazını arkadaşım..benzetme muhteşem
    ah ahh..ınsan olmak ah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. :) Çok mutlu oldum.
      İnsanız.. her şey bize.

      Sil
  5. ya bak bunu nasıl buldun ya.
    kıskandım ama.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) :) Bu konuda kıskanılmak hoşuma gitti, itiraf ediyorum.
      Aslında bayadır aklımda idi, satırlara döktüm, gitti.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…