Ana içeriğe atla

Kelimeler Sahnede..


Kelimeler birer oyuncu. Bense acemi bir yönetmen. Her biri üstün yetenekli kelimelere acemice oyunlar yazıyorum. Hiç sesleri çıkmıyor, itiraz etmiyorlar. Ne sunuyorsam onu oynuyorlar. Hem de her zamanki yetenekleri ile. Hiç gocunmadan. 

Ben ne kadar acemi ve yeteneksiz de olsam, onlar yetenekleri ile oyunu seyredilir kılıyorlar. Her zaman. Tabi arada öyle kötü senaryolar oluşturuyorum ki, o güzelim yeteneklerini görmek çok zorlaşıyor. Yine de beni bırakıp gitmiyorlar. Terketmiyorlar. İyi ki yanımdalar. Ben onlarla ustalaşacağım. Onların yeteneklerini zamanla daha iyi öğrenip, daha iyi senaryolar yazacağım. Ben ustalaştıkça, kelimelerin yeteneği de artacak. Güçleri çoğalacak. Onlar zaten ben acemi ve yeteneksizken yetenekliydiler. Beni geliştirdikçe benimle daha büyüyüp güçlenecek ve çoğalacaklar. Buna yürekten inanıyorum.

Ben kelimelere güveniyorum. Onları seviyorum. Biliyorum ve hissediyorum ki, onlarda beni seviyor. 

 

Yorumlar

  1. biz öyle sansak da kelimeler kişilerden bağımsız olamazlar hiç. Günlük hayattan kopukturlar belki ama bi tarafımıza sakladığımız "ben" lerdendirler.. belki de aslolan..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bağımsızlar bana göre... herkeste farklı görünüyorlar çünkü.

      Sil
  2. herkes farklı senaryolar oluşturuyor ve onlar herkesin isteklerine cevap veriyorlar..

    YanıtlaSil
  3. kelimeler olmasa biz ne yapardık acaba
    ya bizim gibi çok konuşmak yenine daha çok yazanlar için ya olmasalardı
    onları ustalıkla kullanacağımız günler olur umarım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmadıklarını düşünmeyelim en iyisi. :)
      Ustalaştığımız o güzel günleri düşünelim. Hayal edelim, en olmadı.. :)

      Sil
  4. yasiyormusun sen ya

    yasiyormuyum ben ya

    selam olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam. :)
      Ben buralardayım. Yaşıyorum.

      Sil
  5. ne güzel sölemişsin.
    ben de katılıyorum sölediklerine.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. :) Hemfikir olmak güzel. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…