Ana içeriğe atla

Zayıf Halka.


Kendinizi hiç zayıf halka hissettiniz mi?
Bir topluluğun içinde tüm alaycı gözlerin üzerinizde olduğu o anda, kendinizi nasıl da zayıf, güçsüz ve ezilmiş hissettiniz. O an orda olmamayı ne çok isterdiniz. Ya da yaptığınız, dediğiniz şey her ne ise onu yapmamış olmayı. Oysa size göre ne masumdu. Hiç düşünmemiştiniz böyle sonuçlanacağını.
Şimdi hep tutukluk içindesiniz. Yine o anı yaşamaktan korkar halde. Artık topluluk içinde, yine tüm alaycı bakışlar size bakacak diye, tek kelime etmiyor. Adeta hiç hareket etmiyorsunuz.
Bedenen orda olsanız da kendiniz dahil kimse sizi görmüyor. Konuşsanız kimse dönüp bakmaz size. Kalkıp gitseniz aldırış eden olmaz. Ya da siz öyle düşünüyorsunuz. Konuşsanız yine gülecekler. Bir hareket etseniz yine gülecekler. O yüzden yokmuş gibi orada durmak en iyisi değil mi?
Kim suçlu peki bu süreçte?
Siz mi? Sizi bu duruma düşürenler mi suçlu?
Tabiki onlar. Sizi hep ezenler. Küçük görenler. Ve yanınızda hiç olmayan anneniz, babanız. Oysa bir destekçiniz olsa ne güzel de işler başarıyorsunuz. Korkmuyorsunuz topluluktan. Küçük düşmekten. Alaycı bakışlardan..
Ama sadece küçük bir destek lazım. Sizi yalnız olmadığınıza inandıracak bir destek.
Çok mu bunu istemek?
Büyük bir istek mi bu? 



 

Yorumlar

  1. kaldı ki bu ruh hali düzeltilmediği sonraki zamanlarda o kadar da kolay olmayacaktır küçük bi destekle düzelmek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın.. ama yine de o desteğin varlığı insana iyi hissettirir.

      Sil
  2. evet insan belki de bu yüzden toplumdan daha çok çekiniyor .Yanında güvendiği insanlar olunca herkes bana gülse çekip gitse de o hep benim yanımda olur diyebileceğimiz insanlara ihtiyacımız var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet o insanlar hep hayatımızda var olsun...

      Sil
  3. Öyle bir duruma düşmedim hiç ama okurken hayal ettim. Ya ben bana gülenlere gülümseyerek "ne oldu" derdim. Kimse kusursuz değil hem de hiç kimse :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel. Ama herkes senin gibi karşılamıyor maalesef. Adeta yerin dibine giriyor o an, yok olmak istiyor.. Küçükken yaşadığımdan dolayı bilirim. :)

      Sil
  4. o duruma düşenden çok o karşısındaki alaycı insancıklarda ararım ben en büyük sorunu... hiç anlamam nelerine güvenip de öyle davranırlar diye.. insan oluşlarına mı, aciz bir varlık yani, her an aynı duruma düşmeye müsait varlıklar oluşlarına mı(!)
    haklısın bir destekçi oldu mu sana o güveni desteği hissettirdi mi, kolay kolay ezilip büzülmez de insan belki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabiki de asıl ezikler onlar. Ama o an onu düşünmüyorsun. Düşünemiyorsun ki...

      Sil
  5. şimdi bak bu durum bana çok uzak değil. hep en sessiz en çekingen olduğum için. ezik değil de tuhaf derler hep.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O duygu daimi değil zaten. Sessizlik baki ama. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…