Ana içeriğe atla

Paylaş ve Beğen

Bildiğimizi, gördüğümüzü yakınlarımızla paylaşırız. Doğru bildiğimizi paylaşmak da dinen yapılması güzel olan bir davranış.
Şimdilerde depremzedenin ihtiyacı olan malzemelerin listeleri mesela. Paylaşılmalı ki ona göre yardım yapacaklar onlara öncelik versin.
 Bunlar için en çok tercih edilen yer:
Sosyal iletişim aracı Facebook.

Son dakika olaylar, yorumlar. Videolar ve hikayeler, yazılar.
Bunların tümü insanların paylaşmasıyla oluyor. İstemesen ya da beğenmesen  paylaşmazsın değil mi?
Facede paylaştığınızı illaki başka bir yerde buldunuz. Orda illaki paylaş diye bir yazı vardı da ona göre mi paylaştın ki?
Bunu niye ki söylüyorum. Hemen hemen nerdeyse tüm paylaşılan video, haber ve yazıların üstünde yada altında ayrıca belirtiyorlar ya: 
“Paylaş” ve tabiki de “Beğen”. Ama illaki yap bunu. Tam bir emrivaki var bana göre.
Paylaş herkes görsün. Oku ve sonra paylaş. Paylaştıktan sonra aman sakın beğenmemezlik etme. Beğeneceksin çünkü paylaşacaksın. Ayrılmaz ikili bunlar. Beğendiğini paylaşmalı. Paylaştığını beğenmelisin. Face kanunu sanki.
Paylaşım yaptığın zaman illaki bunu belirtmenin manasını şahsen çözemedim.
Bana çok itici geliyor. Paylaşacağım varsada oda yok oluyor yani.

Siz hangi haber sitesinde gördünüz bu uygulamayı? Önemli bir haberi yayınladıklarında altına, sağına soluna sosyal paylaşım sitelerinde  bunu mutlaka paylaşın diye yazan bir not mevcut mu?
Yok.
Bu Face de olan bir uygulama. Face tarzı yani. Face kanunu.
Ama sinir bozucu bir ayrıntı, gereksiz bir şey.

Haksız mıyım? Neden bana yapacağım şeyi söylüyor hiç tanımadığım biri. Kaldı ki istediğimi istediğim zaman paylaşma ve beğenme lüksüm varken.

Yanlış mıyım acaba?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…