Ana içeriğe atla

Bencil - Öykü / Bölüm - 1

Doktorun sesi kulaklarındaydı hala. Yolda yürüyor ama nereye gittiğini, ne yaptığını bilmiyordu. Beyninde defalarca yankılanan o ses: öleceksiniz... diyordu.
Birden arabanın korna sesi ile irkildi. Arabadan şöyle bir ses geldi, öfke dolu: ölmek mi istiyorsun ne işin var yolun ortasında...
Ölmek... İstiyor muydu cidden. Yolun kenarına oturdu. Aklı iyice bulanmıştı. Evet herkes bir gün ölecekti. Ama kimse kimseye direk öleceksin demiyordu ki. Şu ölümü dillendirmek ne kötü bir şeydi. Hele ki beklemek. Herkes beklemeliydi ama kimse öleceğim diye beklemiyordu ki..
kafasını avuçlarının içine aldı. İstiyordu ki, elleri beynindeki tüm bu düşünceleri alsın, gitsin. Düşünmesin hiçbir şey. Devam etsin hayatına. Hiçbir şey bilmiyormuş gibi. Ölüm yine de aniden gelecekti işte. Doktor sanki vakti, saatini biliyordu.
Kalktı oturduğu yerden. Üstünü temizledi güzelce. Telefonunu eline aldı ve sevdiği kadını aradı. Akşama seninle önemli bir şey konuşmam lazım, deyip kapadı telefonu. Aklındaki gerçekleştirmek için, onu alacağı en yakın dükkana girdi. Tam o esnada telefonu çaldı. Arayan yakın arkadaşı idi. Ve bugün doktora gideceğini o biliyordu. O sebeple aramıştı zaten. Yakınlarda olduğunu söylüyordu. Hala hastanede ise yanına gelecekmiş. Turan, yeni hastaneden çıktığını ve o an gözüne iliştiği cafenin adını söyleyerek, oraya gelmesini istedi. Kendisi de dükkandan alacağını aldı, cafeye gitti.
Çok geçmedi, arkadaşı Selin geldi. Direk hiç konuşmadan, soru dolu gözlerle sordu soracağını. Turan nasıl diyeceğini bilemiyordu. Kelimeleri ağzında geveliyordu. Selin ters bir şeyler olduğunu sezdi. O kadar mı kötü? Diye sordu. Turan, gülerek, bakış açına bağlı aslında. Dünyadan bir insan eksilecekmiş işte, fena mı? Dedi.
Selin, Turan'ın dediklerini tekrarladı. Sonra yine. Sanki anlamaya çalışır gibi. Sonra, şaka mı bu, dedi. Ne yani, öleceksin deyip kestirip attı mı doktor?
Turan, doktoru suçlama o elinden geleni yaptı. Ama artık onunda elinden gelen bir şey yokmuş, dedi. Sonra bak bunu aldım az önce. Ayda'ya evlenme teklif edeceğim, diyerek Selin'e yüzüğü gösterdi.
Selin iyice afallamıştı. Bu ne...  öleceğini öğrendin sen adam, ne evlenmesi. Neler diyorsun. Kızın hayatını mahvedeceksin, dedi. Turan şaşırdı bu tepkiye. Artık ne yapsa ne dese, karşısına hep ölüm mü çıkacaktı... Usulca, ben sadece mutlu olmak istiyorum dedi.
E o zaman Ayda'ya hiç bahsetmeyeceksin bu durumdan öyle mi, diye sordu Selin. Kızgındı. Turan'ın bu hallerine anlam veremiyordu. Derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı: 
Affedersin. Ama şoktayım şu an. Herşeyi kabullenmiş gibi, normal normal hayatına devam etmeye kalkman beni korkutuyor. Başka doktorlara gidelim. Pes etme. Lütfen... dedi.



Yorumlar

  1. allam bu durumda evlenme teklif etmek çok güzel biş ama di mi, yoksa kötü mü, sanırım kişilere ve sevgilerine bağlı olsa gerek.

    bakalım nolcaak.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O da okuyana, bize ve size kalıyor artık. İyi mi kötü mü..
      :) Bakalım ne olacak...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…