Ana içeriğe atla

Park ve Çocuk.




Şu an, yine camdan parkta oynayan çocukları izliyorum. Parkta oynuyorlar ama bildiğiniz gibi değil. Ya da biliyorsunuzdur canım.
Şimdi, biri salıncaklarda sallanmak yerine salıncağın üst demirine çıkıyor. Orada oturuyor. Kendini oradan aşağı sarkıtıyor. 
Bir diğeri kaydıraktan bir iniyor bir çıkıyor. Ama tersden. Kaydıraktan merdivenlerine trans geçiş yapıyor.

Görüntü özetle aynen şöyle: sanki bu çocuklar başka dünyadan gelmişler. Parktaki oyuncaklarla nasıl oynanması gerektiğini bilmiyorlar ama parkı bildiğiniz işgal etmişler.

Geçenlerde birbuçuk yaşındaki yeğenimle parktayız. O da görüyor, kaydırağa tersten çıkmaya çalışıyor. Çocuklar böyle böyle görüp öğreniyorlar.
İnsan çocuğunun, böyle oynanan bir parkta tek başına oynamasına izin verse de, bence aklı onda kalır.
Okullarda hayat bilgisi dersi var ya, o derse eklense, parktaki oyuncaklarla şu şekilde oynanır. Şu şekilde oynanmaz. Tehlikelidir denilse. Hiç fena olmaz. 
Değil mi?
 

Yorumlar

  1. çok doğru demişsin şimdiki çocuklar gerçekten bizim zamanımızdan farklılar
    bizim zamanımız deyince bi kötü hissettim kendimi yaa yaşlanmışım gibi geldi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim zamanımızda böyle parklarda oynamak lükstü resmen. :)
      Evet, yaşlandık galiba artık.. :D
      Olsun ama, yaşadık gördük birşeyler. İyi kötü..
      Ama çocuk kalaydık iyiydi. Gerçi bu zamanda bu akılla çocuk olmak da kötü. :)

      Sil
    2. öyle valla günümüzde bedeni çocuk ama aklı görmüş geçirmiş insan olan çocuklar var :)

      Sil
    3. Evet var ama hiç sevimli değiller. :) :)

      Sil
  2. Çocuklar yaşayarak öğreniyor. Kendilerini tehlikeye atmadıkları sürece bence nasıl istiyorlarsa öyle oynasınlar ve yaratıcılıkları gelişsin. Bir de özgüvenleri.

    Yeterki tehlikeli bir durum oluşmasın
    Sevgilerimle
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O çocuğun, o demirin üstünde oturması bence yeterince tehlikeli. Düşse (Allah korusun) bir kırıkla kurtulması mucize sayılır.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…