Ana içeriğe atla

Üç Evre.




İlk evrede, parayı bulmuş kişiler, oturdukları o bahçeli güzelim evlerini beğenmemeye başlayıp, kendilerini apartman dairelerine atarlar. Yahut yıktırıp yerine apartmanı diktiriverir.

İkinci evrede, eldeki para daha da çoğalır. Gökdelenlere kapağı atarlar.

Üçüncü evrede ise, iyice bollaşan paraları ile kendilerine bahçeli, lüks bir malikane alırlar.

Aslında bakınca, ilk başlarda beğenmedikleri o bahçeli evden sadece lüks olarak ayrıldığı görülür.
Oysa en büyük fark, o lüksden ötedir. Fark, o kocaman evde çekilen yalnızlıktır. Komşusuz bir yaşamdır. Yani insansız bir yaşam.

Şimdilerde çoğumuzun burun kıvırdığı o bahçeli müstakil evlere dönüş çoktan başladı. Farkında bile değiliz.
Parası çok bol olanların ilk tercihi de yine o bahçeli evler oluyor. E tabi parasına göre şimdilerin iyisini seçiyor. Ama mantık aynı değil mi? İstenilen sadece huzur. O yeşilin ve tabiatın verdiği huzur. Ama işte tek eksik nokta, komşuluk.


Yorumlar

  1. o zaman demek ki zenginler şehir dışlarına gidecek, şehir bize kalacak.
    :)
    sende kesinlikle bir bilgelik başladı bak.
    çok sakin ve uzaktan bakabiliyosun hayata.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hımm.. evet iyi bir tespit. :)
      yok, yok.. Öyle geliyor arada aklıma işte. :)

      Sil
  2. İç huzurumuz olmadıkça maddi hiçbir şey bize o huzuru veremez..
    Diyorum, dedim bile..
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef öyle. Parası olan çoğu kişi de huzuru böyle maddiyatta arıyor.
      İyi dedin iyi. :)

      Sil
    2. Ben buldum, benim minik kızımın gözlerinde huzur.

      Aslında o kadar yakın ve o kadar yakın huzur :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…