Ana içeriğe atla

Parkın Sakinleri..

Bomboş parkın salıncakları rüzgarla oyun oynuyor. Bir ileri, bir geri. Sakince. Salıncaklar bu kadar yavaş ritmi sevmeselerde rüzgara eşlik etmeye bayılıyorlar.

Sonra bir köpek geliyor. Parkta dolaşmaya başlıyor. Birden durup sonra yine hareket ediyor. Kendi kendine oyun oynar gibi.
Salıncakların yanına geliyor. Onlara şöyle bir havlıyor. Sanki onunla değil de rüzgarla oynadıkları için kızıyor. Köpek gidiyor. Salıncaklar da vazgeçiyor rüzgarla oynamaktan. Ya da rüzgar bırakıyor onları. Muamma.

Kuşlar geliyor birer ikişer. Güneşle ısınmış kumda sabah banyosu zamanı. Banyo zamanı rahatsız edilmekten hoşlanmıyorlar. Aslında kuşlar rahatsız edilmeyi hiç sevmez ki zaten. Hemen uzaklaşırlar. Tıpkı rüzgara küsmüş salıncakların gönlünü almaya gelen küçük kızı gördüklerinde kaçtıkları gibi. Kuşların banyosu yarım kaldı. Salıncakların gönlü oldu.

Parkta dolaşan çocuklarla parkın sessiz sesi duyulmaz oldu, çocukların seslerinden. Bu durumdan parkın oyuncakları memnun, parkın sessiz sakinleri biraz hoşnutsuz.

Bu seslerden etkilenmeyen tek park sakini ise karınca. Akşamdan kalan çekirdek kabuklarını ayıklayıp yiyecek taşıma işine hiç ara vermeden devam ediyor. Bu uğurda ezilebilir de ama sizce bu umrunda mı? 




Yorumlar

  1. umurunda değil,o çok azimli çünkü...
    çok keyif verici bir yazı olmuş,yüreğine sağlık :)
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çok çok azimli bir hayvan. Küçücük olmasına rağmen. :-)
      Teşekkürler.

      Sil
  2. Bazen de parklar ve bankları. Her zaman yalnızlığa ve üzüntülere hoş geldin der. Ah çocuklar olmasaydı, parklar mutlu olabilir miydi?

    ehe, bana da beklerim;
    http://kardadusenpenguen.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parklar çocukların zaten. Onlarsız düşünmek olmaz. :-)
      Gelirim İnşaallah..

      Sil
  3. karınca amacı uğrunda ölümü göze alan hayvandır elbette umrunda değildir:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ezilip de öleceğini bilir değil mi... hem çalışkan hem korkusuz. :)

      Sil
  4. çok keyifliydi de
    cips yerken boğazımda kaldı galiba
    öksürüyorum bi yandan
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Su için iyi gelir..
      Çok geç kalmadım umarım.. :)

      Sil
  5. en sevdiğim şey, çocuk parkında oturmak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O çocukları izlerken dünyayı unutabilir insan.. :)

      Sil
  6. işteee bu yazım tarzını çok seviyom. doğa gözlemi ve insanlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :-)
      Senin gibi. Karıncalar görmeden eklendi ama diğerleri görerek.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…