Ana içeriğe atla

Dershaneler Kalkar mı?

4+4+4 'lük sistem daha konuşulurken, şimdi ortaya dershaneler kalkacak lafı atıldı. Konuyla ilgili bir yazı okudum bu sabah. Aslolan dershaneleri kaldırmak değil, okulların niceliğini arttırıp, onlara olan ilgiyi azaltmak. Sonrasında onlara özel okul statüsü vermek.

Eskiden dershanelere sadece lise yıllarında, hatta sadece son sınıfta gidilirdi. Yani ben öyle bilirdim. Bana deseler ki dershane nedir, derdim ki etüt. İnsanı sınava hazırlıyor.

Ama şimdilerde öyle değil. Ayrı bir okul oldular adeta. Küçücük çocuklar okula gitmeleri yetmiyormuş gibi, pazar günleri bile erkenden kalkıp dershaneye gidiyor. Ki o çocuğu ben bakkala bile gönderirken iki kere düşünüyorum. Kaldı ki bir başına otobüse bindirip dershaneye yollayacağım. Gidip gelene kadar milyonlarca senorya yazarım, felaketlerle biten.

Peki dershaneler çözüm mü? Yani çocuk öğreniyor ama öğretemiyorlar işte okulda. Dershane şart.

Niye öğretemiyorlar, niye öğrenemiyor ki çocuk?

Şimdiki öğretmenler işlerini iyi yapamıyor mu? Ya da yapıyorlar da şimdiki zamanın çocukları mı laf dinlemiyor. Ee öyle ise dershanelerde nasıl dinliyor, öğreniyorlar..

İşin sırrı para mı? Devletin parasız eğitimi mi cezbetmiyor insanı artık. İlla üstüne para mı vermek lazım. Aynı şeyi öğretmiyor mu bunlar.

Birde bir geyik vardır. Okuldan kaçabilirsin de dershaneden kaçamazsın. Adamlar anında iletiyormuş aileye raporu. Ee alıyor o kadar para. Biraz haketsin.

4+4+4 sistemde de öğrenciler ilgi ve becerilerine göre istediğini seçecekmiş. O konuda da aile kadar öğretmenede büyük iş düşüyor. O, sözüm ona yetersiz öğretmen nasıl yardımcı olacak peki o çocuğa?

Kısa ve özetle, her ikisinde de iş öğretmenlerde bitiyor. İyi öğretmen, iyi öğrenci, iyi gelecek.

Eğitim sisteminin niceliği anca böyle iyileşir bana göre.

Yorumlar

  1. Eğitim sisteminin köklü bir çözüme ihtiyacı vardı; ama böyle mi değil mi emin değilim. MEB'de olduğu kadar hiçbir sistem yoktur ki bu kadar oynanıp yaz-boz tahtasına çevrilmesin. Umarım sadece İmam Hatip çıkışlıların önüne çıktığı varsayılan engelleri aşmak adına bir çözüm(!)değildir...

    Herkes işini hakkıyla yapsa sorun kalmayacak dediğiniz gibi...
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  2. İnanmıyorum !
    Harf onay opsiyonu kullanıyorsunuz ve harfleri görüp yorumumu gönderebildim...

    YanıtlaSil
  3. Bence sistem değişecekse eğer, öncelikle köklü bir değişiklik olmalı.

    Üniversite sınavı tamamıyla kaldırılmalı.

    Yabancı ülkelerde isteyen her öğrenci yeteneklerine tabi tutularak okul okuyor.

    Eğitim sistemimizde başlı başına sorunlar var.
    Bir sene Ygs Lys gelirken iki üç sene sonra Ygs kaldırılıp, olgunluk sınavı ve okul başarı puanı baz alınarak sistem değiştiriliyor demek bence çok saçma.

    Şimdiki sistemde Ygs'nin kaldırılacağı, öğrencilerin okuldaki başarı puanlarıyla değerlendirilecekleri ve sonrasında ise Lisans Yerleştirme Sınavına girecekleri konuşuluyor.

    Bir nevi adına da olgunluk sınavı deniyor. Öğrenciler erken yaşta saçlarını ağarttılar. Her anımız, gençliğimiz çalışmakla geçti. Çalışmak konusunda şikâyetim yok tabi ki. Çalışarak bir yere gelinir fakat zaten üniversitelerde kendi alanından sorumlu olan her öğrenci okulunu bitirmek için belli başlı sınavlardan, vizelerden, finallerden geçiyor.
    Bari üniversite sınavı kaldırılsın. Köklü bir değişim olacaksa bu yönde olmalı.

    Öğretmenlere gelince, Lisedeyken bir Matematik hocamız vardı kulakları çınlasın. Bize, "Çocuklar, hoşsunuz ama boşsunuz" derdi. Bir öğretmen ki öğretmenliğini yalnızca ders anlatıp, üstüne bir de tüm sınıfı aşağılamak olarak ele alıyorsa, mesleğini bu yönde kullanıyorsa, bence öğretmenlik de iyice bir sorgulanmalı. Gerçek bir eğitimden söz edilecekse öğrencinin ruhunu bilen, öğrencinin ruhuna göre nakış işleyen öğretmenler gelmeli görevlerinin başına. Öğrenciyi dersten soğutan, aşağılayan, dersini anlatıp çıkan ve sırf onun için maaş alanlar değil...

    YanıtlaSil
  4. Zeugma; Evet çok değiştirildi. Hala da kimse memnun değil. Arada çocuklar kaynamasa bari. Biz atlattık bi şekilde ama..
    Yorumunuzun direk çıkmasını kastediyorsunuz sanırım. Sonuçta tüm yazılanları yine onaylayacağım, ne gereği var.

    Dilara; sorun matematikçiler mi acaba? Benimde lisede bir öğretmenim vardı. Hoş, ona öğretmen denmez. Adamın sınavda sorduğu soruların cevabını başka bir öğretmen çözemiyordu. Ama kendi şıpşak çözüyordu. 11 senelik öğrencilik hayatımda, sayesinde ilk kopyamı çektim. Öğrendiğimiz bişey yoktu çünkü. O dersi geçmek için, kopya ne yazık ki şarttı. Cevabı olmasa bile. (:
    Onun harici çok iyi öğretmenlerim oldu benim. Hepsini saygıyla anıyorum. Bazen yolda karşılaşıyoruz. Beni hatırlıyorlar, öyle mutlu oluyorum ki..
    Şu meşhur sınav.. Zaten herşey onun yüzünden çıkmadı mı. Şimdide yok etmeye çalışıyorlar.
    bakalım İnşaallah çözüm bulurlar.

    YanıtlaSil
  5. Ygs sınavına girecek kızı olan bir anne olarak dershaneler kalkacak da ne olacak diye düşünüyorum. Bu sefer de özel hocalar devreye girecek çocukları çalıştırmak için. Ya da okullarda öğretmenlerin rica ve minnetle yüksek not verdiği öğrenciler türeyecek. Öğle karışık bir sistemimiz var ki işin içinden çıkılmıyor.
    Yıllar önce Galatasaray ilkokulu için çekilen kurada siyah torbanın içinde cep olduğu ve torpilli çocukların isimlerinin o cepten çıktığı anlaşılmış kıyamet kopmuştu.
    Sahi YGS de şifre iddiaları ne oldu. Kaynadı gitti.
    Burası Türkiye..):
    Çok mu karamsar oldum? ):

    YanıtlaSil
  6. Yüksek not konusunda ablamda aynı fikirde. Madem ortaöğretim puanı esas olacak. Bari o yüksek olsun diye uğraşacak millet. Ne yazık ki en çokda veliler. Ve ne yazık ki, bu taleplerine cevap verecek öğretmenlerde olacak.
    İşte keşke bunlara hiç ihtiyaç duymasak.. O küçük çocuğu ta o yaşlarda birtakım hilelerle biryere getirmeye çalışmak ne kadar doğru ki?
    Herkes ister çocuğunun geleceği iyi olsun. O işi yapmayan enayi mi yani.
    Karamsarlık hepimizde var ne yazık ki... Daha çocuğum yok ama yeğenim var. Temeli sağlam olsun istiyoruz ama, açıkcası biraz endişeliyiz.
    Ygs içinde bildiğim bir sonuç çıkmadığı ama emin değilim. derin bir şifreymiş çözemediler daha. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…